ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

Uluslararası Hidroenerji Birliği‘ne (IHA) Yusufeli, Munzur ve Hasankeyf girişim/derneklerinden mektup (23.05.2007)

Yusufeli Kültür Derneği, Artvin

Munzur Vadisi ve Doğal Yaşamı Koruma Derneği; Tunceli

Munzurun Delileri, Tunceli

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Diyarbakır-Batman-Mardin-Siirt-Şırnak

Türkiye

 

 

Sayın Başkan Dr. Doğan Altınbilek

Uluslararası Hidroenerji Birliği (IHA)

Central Office Suite 55, Westmead House

123 Westmead Road

London Borough of Sutton, SM1 4JH

Birleşik Krallık (Britanya)

 

Faks aracılığıyla:  +44 20 8770 1744

 

 

Türkiye’de sosyal yapı, kültürel miras ve çevre, getirisi sınırlı olan zararlı baraj ve HEPP projeleri tehdidi altındadır!

 

 

23.05.2007

 

Sayın Dr. Doğan Altınbilek,

 

Sizin organizasyonunuzla 29 ile 31 Mayıs 2007 tarihleri arasında Antalya/Türkiye’de Sürdürebilir Hidroenerjiyi Geliştirme Dünya Kongresi gerçekleştirilecektir. Çok sayıda yetkili üyenizle Türkiye’ye gelip bu önemli toplantıyı gerçekleştireceğiniz için size hoşgeldiniz diyoruz.

Aynı zamanda sizi, barajdan etkilenen insanların kurduğu kuruluşlar olarak, Türkiye’de planlanan birçok baraj ve Hidroelektrik Santral (HES) projelerin sürdürebilir ve katılımcı özelliği olmadığı, soyal yapı, kültürel miras ve çevre açısından büyük kayıba neden olacağı, bunun karşısında bu projeler çok sınırlı fayda getireceği, bu nedenlerden dolayı bu projelerin sürdürebilir hidroenerji kalkınma düşüncesine ters düştüğü konusunda görüşümüzü sunmak isteriz. Doğrudan bizi ilgilendiren baraj ve HES projelerinden en az birinde sizin bir üyeniz yer almaktadır: Avusturya’dan VA Tech (Andritz) şirketi Ilısu barajı ve HES projesinde lider konumdadır. Bu proje uygulanırsa sadece uluslararası kriterler (Dünya Bankası, OECD – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, WCD – Dünya Barajlar Komisyonu) değil, aynı zamanda sizin oluşturduğunuz IHA sürdürebilirlik ilkeleri de çiğnenmiş olacaktır.

 

Size çağrımız, çok sayıda IHA sürdürebilirlik ilkelerini ihlal eden VA Tech (Andritz) şirketinize Ilısu projesini durdurması ve yeniden bizimle ve toplumla tartışmasıdır. Eğer aşağıdaki sorunlu projelerde başka üyeleriniz de yer alıyorsa, aynısı bunlar için de geçerlidir: Yusufeli barajı ve HES (Artvin ili), Konaktepe I ve II barajı ve HES (Tunceli ili) ve Yortanlı barajı (İzmir ili).

 

1) IHA sürdürebilirlik ilkelerin 4. bölümünde bir baraj yapılmadan önce alternatif enerji ve alternatif hidroenerji seçeneklerin açıkca değerlendirmesi öngörülüyor. Bu ilkeler şunu diyor: “Hükümetler ve mümkünse proje taraftarları, proje alternatiflerini ele alınca sürdürebilirlik kriterlerini uygulamalılar.” Tüm ilgili baraj projelerinde ne hükümet ne de proje taraftarları genişce enerji ve baraj alternatif seçeneklerini tartışmadılar ya da değişik seçenekleri karşılaştırmadılar. Akademisyen ve uzmanlar tarafından önerilen alternatif seçeneklerini dikkate almadılar.

 

2) Yine IHA sürdürebilirlik ilkeleri, olağandışı ulusal ve uluslararası varlıkların değişime uğramaması, ya da bunun en aza indirilmesi için her türlü çabanın proje sahipleri tarafından sarfedilmesini saptıyor (Proje alternatiflerin karşılaştırılmasında tabiat miras varlıklarıyla ilgili 8. anahtar kriter). Ancak Türkiye’de ilgili barajların etkileyeceği bölgelerdeki kültürel mirasa herhangi bir saygı yoktur. Barajların yapılması durumunda özellikle Allianoi ve Hasankeyf arkeolojik sit alanları sular altında kalarak yok olacaktır. Ilısu barajı tarafından tehdit edilen en az 9 bin yıllık, uluslararası arkeoloji açısından büyük öneme sahip ve 20 kültürün izini taşıyan antik kent Hasankeyf ancak yerinde korunabilinmektedir. Aynısı yaklaşık 2 bin yıllık, o dönem bölgenin termal merkezi olan, örneği elimizde bulunmayan Allianoi için de geçerlidir. Allianoi ve Hasankeyf için ortaya atılan sözde ‘kurtarma önerileri’ (su altında üstünü örtme ve bazı eserlerin taşınması) birçok ulusal ve uluslararası uzman tarafından çok sayıda nedenden dolayı tepkiyle karşılanmamıştır.

 

3) IHA sürdürebilirlik ilkelerin 4.3 paragrafında belirtilen IHA Çevre Etki Değerlendirme prensipleri Ilısu ve Yusufeli projelerin Çevre Etki Değerlendirme Raporlarına (ÇED-R) ters düşmektedir. Örneğin paydaşlara projenin karar alma sürecine dahil olma olanağı verilmedi. IHA sürdürebilirlik ilkelerin öngördüğü gibi paydaşlık katılımcılığı konusunda ne uygun prosedürler ne de belirli bir çalışma şekli hazırlanıp uygulandı. Bu iki ÇED raporları Türk yasalarına değil, ilgili Avrupalı İhracat Kredi Kuruluşların talepleri doğrultusunda hazırlandı. Tunceli’deki Konaktepe I ve II projelerinde ise hiç bir ÇED raporu ortada yok. Ilısu ve Yusufeli projelerin mevcut ÇED raporları IHA’nın 5. bölümde belirtilen “hidroenerji planların çevresel çıktıların optimize edilmesi. Baraj projelendirmelerinde olası sorunların tespitinde uygun veri toplanması ve ÇED süreci çok kritiktir... Baraj göleti ve barajın aşağıya doğru bölümlerinde mümkün oldukça olumsuz etkileri asgari düzeye indirecek projelendirme ve işlemsel sistemler” çevre değerlendirme prensipleriyle çelişmektedir.

 

4) Ilısu Barajı 78.000’e varan bir nüfusu etkiliyor (Yusufeli barajı yaklaşık 19.000 insanı), proje en kısa sürede uygulanmak istenmesine rağmen henüz nihai Yeniden Yerleştirme Eylem Planı (YYEP) hazırlanmamıştır ve şu anki haliyle IHA Sürdürülebilirlik Ilkelerin 6.1 nolu bölümünde belirtilen ihtiyaçlar yetersiz kalmaktadır. Sürdürülebilirlik Ilkeleri belirtir ki “yerinden çıkarma eşit ve adil yolla yapılmalıdır” ve “yeniden yerleştirme eksiksiz planlanmalıdır”. Ilısu ve Yusufeli projelerin taslak YYEP’leri etkilenecek insanlar bakımından bu prensiplerin ihtiyaçlarını ihlal etmektedir ve IHA Sürdürebilirlik Ilkeleri yeniden yerleştirme ile ilgili olan aşağıda belirtilen bölümünün ihlalini kapsar: “Toplumsal yeniden yerleştirme durumu zorunlu olduğu zaman etkilenen insanlara danışılarak kapsamlı yerleştirme ve rehabilitasyon planı ortaya çıkması ve yerine getirilmesi gerekir.” (Temel Kriter 7, proje alternatiflerinin karşılaştırılması). Sürdürülebilirlik koşulları devamca belirtir ki proje sahipleri “yapım sürecinde yeniden yerleştirmeye tabi olan grup ve bireylerin yeterli ve sürekli danışılmasını sağlamak için yerleşim programı aşamasında hem planlamaya hem de uygulanmasına dahil olması gerekir”. Şu an devam eden Ilısu, Yusufeli ve Konaktepe barajlarının planlamasında etkilenecek insanlar ve yerel yönetimler teklif edilen projeler hakkında düşünceleri ele alınmayıp karar aşamasına hiç dahil edilmemişlerdir yada kayda değer olarak danışılmamıştır. Bir kere mahsus anket yapmak ne danışmak ne de projeye dahil etmektir - Yusufeli ve Ilısu’da böyle hareket edilmiş, ama Konaktepe projelerinde ise bu hiç yapılmamıştır. Bağımsız yapılan anketlerde insanlara sorulduğunda ezici çoğunun projelerden pek haberi olmadıklarını ve kendilerini neler beklediğini doğru dürüst bilmediklerini belirtmişlerdir.

 

5) Öte yandan Sürdürülebilirlik İlkelerinde “sosyal etkilerin idaresi” bölümünde belirtmektedir ki “yerlerinden göç ettirilen insanlar yeterli destek görerek, geçim kaynağının geliştirilmesi veya en azından zarar görmeden yeniden yerleştirilmesi sağlanmalıdır. Hasankeyf ve Yusufeli icin belirtilen yeni yerleşim alanları sorunlu ve tarıma elverişli alanlar değildir. En önemli sorun olan insanların geçimlerini ve yaşamsal varlığını nasıl sürdürebileceği cevaplanmamıştır. İnsanların maddi olarak borca girmesi beklenmektedir. Bu sürdürülebilirlik ilkelerin ihtiyaçlarına aykırıdır. Insanlara şu anki yaşam standartlarını koruyacak veya geliştirecek bir yardım sunulmamıştır. Tersi bir durum sözkonusudur; insanlara öngörülen yeni alanlar ve planlanan yardımlar zıtlıklar içermektedir ve Ilısu, Yusufeli ve Konaktepe projelerin uygulanmasıyla göç ettirilen insanlar fakirleşecektir.

 

Sadece etkilenen insanların büyük bölümü değil, Türkiye kamuoyunun büyük bölümü ve medya da bu dört proje ve HEPP projelerini sorunlu bulmakta ve eleştirmektedir. Fakat konsorsiyumdaki şirketler ve hükümet, toplumun büyük bölümünün düşüncelerini değerlendirmeye almamaktadır.

Geçmiş yıllarda baraj projeleri tartışmaları artmıştır çünkü hükümet enerji ve baraj politikalarında yanlış yolda gitmektedir. Öncellikle hükümet toplum ve etkilenecek insanlarla bu konuyu görüşmemektedir. Tabi ki bir çok örneğin gösterdiği baraj ve HES projelerin büyük yararları olabilir, fakat Türkiye’de ve dünyada tamamlanmış veya planlanmış birçok baraj projesinin yarardan daha çok zarar da getirmektedir. Bu nedenle her bir proje dikkatle incelenmelidir. Türkiye’de yapıldığı gibi değil, kararlar toplumla ve barajlardan etkilenecek toplulukla iletişim içinde beraber alınmalıdır. Aynı zamanda prensip olarak hidroenerji karşıtı olduğu anlamı da çıkarılmamalıdır. Bunun da artı yanları bulunmaktadır. Barajları ilgilendiren tespitlerimiz hidroenerji için de burada geçerlidir. HEPP’in ihtiyaç olup olmadığı her durumda ayrı olarak ele alınmalıdır.

 

Bizler baraj ve HEPP projelerinden etkilenen insanları temsil etmekteyiz. Sosyal dokumuzu yok eden , onbinlerce insanı fakirleştiren, yerinden eden, gereksiz olan ve ekonomik olmayan projeleri kabul edemeyiz. Türkiye’de kültürel mırasımız çok eskidir, 10 bin yıllık tarihi olan arkeolojik alanlarımız vardır ve barajların tehlikesi altındadır. Biz kendimizi bu tarih ve kültürümüzle özdeşleştiriyoruz. Iklim değişikliklerin bu derecede tartışıldığı zamanlarda bu son nehir ekosistemlerimizin nasıl tahrip olduğunu izleyemeyiz, bunlar hayvanlar ve bitkiler açısından önemli geçim kaynağı ve biyolojik çeşitlilik alanlarıdır.

Biz etkilenen insanlar olarak, bölgemizde ve ülkemizde kültür ve ekolojimizin tahrip olmadan insanları yerinden eden degil, onlara yerinde hizmet eden bir kalkınma istiyoruz. Biz kendi geleceğimizi ilgilendiren kararlarda doğrudan yer almak istiyoruz.

 

Yukarıda belirttiğimiz gibi, biz sizin üyelerinizden Türkiye’de tartışılan bu dört baraj ve HEPP projelerinde bizim dile getirdiğimiz kaygı ve eleştirileri dikkate almalarını talep ediyoruz.

Ayrıca görüşlerimizi anlatmak icin Antalya’da yapılacak olan Sürdürebilir Hidroenerjiyi Geliştirme Dünya Kongresinde sizinle görüşmeyi talep ediyoruz.

 

Saygılarla

 

Yusufeli Kültür Derneği adına                                                              Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi adına

Recep Akyürek                                                                                          Diren Özkan

 

Munzur Vadisi ve Doğal Yaşamı Koruma Derneği ve Munzurun Delileri adına

Mehmet Bidav