ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM!

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

Ilısu Kamulaştırma Raporu - Ilısu ve Karabayır köylerinde yapılan kamulaştırma ve tazminat çalışmaların incelenmesi (13.11.2007)

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi

13.11.2007

 

Ilısu kamulaştırma raporu

Ilısu ve Karabayır köylerinde yapılan kamulaştırma ve tazminat çalışmaların incelenmesi

 

 

Araştırmanın amacı

 

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bir ekibi 8 ve 9 Ekim 2007 günlerinde Ilısu baraji ve Hidroelektrik Santrali Projesi çerçevesinde kısa süre önce başlatılan kamulaştırma çalışmalarını incelemek amacıyla baraj inşaatının planlandığı Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu ve Karabayır köylerinde bulundu. Ekip birkaç değişik ailenin birer ferdi ve muhtarla görüştü. Raporun amacı, Almanya, Avusturya ve İsviçre’nin ihracat kredi kuruluşları (ECA) ile Devlet Su İşleri (DSİ) arasında ilkbahar 2007’de verilmesi kabul edilen ihracat kredisiyle beraber yapılan anlaşmaya - 150 maddeden oluşan bu anlaşmaya kısaca TOR (inglizce: Terms of Reference) denilmekte - uyulup uyulmadığı ve kamulaştırmanın gerçekten başlayıp başlamadığını öğrenmektir.

İlk başta 7 Ekim günü araştırma ekibi Ilısu ve Karabayır köylülerinin davalarına bakan avukatlardan biriyle geniş görüşme yaptı. 8 ve 9 Ekim günü Ilısu köyüne gidilerek bir kaç köylü ve Ilısu köyü muhtarı Mehmet Çelik ile saatlerce süren görüşmeler yapıldı. Köylülerin çoğu değişik çekingelerden dolayı isimlerin raporda kullanılmamasını ve gizli kalmasını isterken sadece bir kişi isminin kullanılmasını kabul etti, ancak o da daha sonra telefonla araştırma ekibini arayarak gerçek isminin kullanılmamasını istedi. Bundan dolayı onun için Abdulselam Verim ismi kullanıldı. Bunun nedeni araştırma ekibin Karabayır köyünün karakoluna 9 Ekim oğleden sonra sonra çağrılıp daha fazla araştırmanın engellenmesidir.

 

Temel Bulgular

 

· TOR’da öngörülen projenin yapı gereklilikleri ve şikayet mekanizmasi hazır olmadığı halde kamulaştırma Ilısu ve Karabayır köylerinde kismen başlamış, ve planlamalara göre 2008’de bitecektir. (Yeniden Yerleştirme Raporu listesinde belirtir ki toplam etkilenen hane sayısı Ilısu köyunde 52 ve Karabayır’da 208’dir.)

· Heyet bulgularında açıkça tespit etmiş ki etkilenen insanlar TOR hakkında veya yeniden yerleşim ile ilgili hakları ve kararlaştırılan yararları konusunda bilgilendirilmemistir. DSİ halen düşük standart seviyesinde olan Türk yasalarını uygulamakta ve böylece kamulaştırma hiç bir şekilde TOR’a göre uymamaktadır.

· Kamulastırma işlemleri net olarak TOR’un 13 ve 14. maddelerini çiğnenemektedir (Dokümanın son bölümüne bakınız). DSİ tarafından Ilısu köylülerine önerilen tek yerleşim yeri yaşanılır durumda değildir; çünkü su kaynakları ve verimli toprağı bulunmamakta ile taşlık ve sarp kayalıklardan oluşmaktadır. Ilısu köyün ailelerden gelen yeniden yerleşim yeri önerileri DSİ tarafından önemsenmemiştir.

· Ilısu ve Karabayır köylerinde barajdan etkilenecek ailelere DSİ tarafından önerilen para miktari bölgedeki normal ev ve arazi fiyatlarının yarısına denk gelmiştir. Bu miktar ile kesinlikle başka bir yerde yeni bir hayat kurulamaz. Bunun üzerine bütün aileler mahkeme sürecini başlatmış. Fakat Dargeçit ilçesinde bulunan mahkeme çoğu dosyaları bitirmiş ve onun tarafından belirlenen fiyatlar halen ikame/yenileme (replacement) değerine yaklaşmamış. Neredeyse tüm aileler itiraz (Yargıtay) mahkemesine gitmiş, ancak herhangi bir dava daha görülmemiş. Bununla beraber görüştüğümüz avukatlar itiraz mahkemelerindeki davalarda ödenen tazminat miktarının düşebileceğini belirtmektedirler.

· Görüştüğümüz bütün aileler tazminat parasını alma sebebi olarak önlerine tek bir yeniden yerleşim yerin konulması ve başka yerlerin tartışılmaması, ancak aslında birinci tercihin kolektif olarak kendi köylerine yakın bir yere yerleşmenin olduğu belirttiler. Tüm aileler DSİ tarafindan kandırıldığı ve ihanete uğradığını hissetmekteler. Çünkü onlara iyi bir para (hak ettiklerinden fazla) ve iyi bir toprak vaat edilmişti. Ve şimdi bulundukları durum Turkiye’deki diğer baraj projelerinden etkilenen insanlardan daha kötü durumdadır. Ilısu ve Karabakır köylüleri en başta baraj projesini savunurken, gördükleri kötü muameleden sonra şimdi böylesi bir baraj projesini istememekteler. Köylüler DSİ ve ECA’lara artık güvenmemekteler.

· Çıkardığımız sonuç kamulaştırma ve tazminat sürecinin tamamen TOR anlaşmasını çiğnemekte olduğu yönünde. İnsanların kötü muamele görmeleri bir skandaldır. DSİ, ECA’lar ve Avusturya, Almanya ve Isviçre hükümetleri tarafindan yapılan tüm sözler hiçe sayılmakta. Bu bir gerçek ki DSİ’nin hiç bir asıl zaman amacı, etkilenen insanlara yeni ve uygun yeniden yerleşim yerlerin bulunmamasıydı, sadece sistematik olarak tazminat ödemeyi amaçlamış. Bu nedenle eğer Türkiye hükümeti TOR anlaşmasını dikkate almıyorsa biz bütün TOR işleminin genel değerini sorgulamak isteriz. İnsanlara tazminat parası veriliyorsa (ve yeniden yerleşim söz konusu değilse) neden gelir dağılımları ve yeni yerleşim alan planları yapılıyor ki?

Eğer bize karşı ve kamuoyuna çokça belirttikleri sözlerin arkasında duruyorlarsa ECA’lar ve Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetlerinden acilen tüm yeniden yerleşim/kamulaştırma sürecini gözden geçirmelerini talep ediyoruz. Birinici telebimiz sürecin geri alınması TOR anlaşmasında belirtilenlerin yerine getirilmesidir: Etkilenen insanlar ciddi şekilde bilgilendirilsin, etkilenen insanlarla beraber yeni yerlesim alanları seçilsin, ev ve arazilerin ikame/yenileme değeri olan tazminatı verilsin, yeni yaşamlarını kurmada destek olunsun. Asıl olan ikinci talebimiz Ilısu projesinin durdurulması ve verilmesi planlanan ihracet kredi teminatının geri çekilmesidir. Çünkü anlaşmasının bir tarafı olan Türkiye/DSİ daha ilk adımında tüm sözleri açıktan ihlal etti ve gösterdiği yaklaşım gösteriyor ki niyetin anlaşmanın diğer maddelerini de yerine getirmeyeceği yönünde olduğu.

 

 

 

 


Raporun eki – 3 bölümden oluşmakta

 

 

1) Abdulselam Verim ile Ilısu köylülerinde etkilenen diğer insanlarla yapılan görüşme (08.10.07)

 

Sayın Verim 2005 yılında ENCON/DSI’nin davet ettigi bir toplantıya katılmış ve batıya doğru dağların yamaçlarında bulunan taşlık araziye taşınmaları öngörüldüğü belirtilmiştir. Aynısı 2006/2007 kışında yeniden yerleşim/kamulaştırma sürecinin başlamadan kısa süre önce başka köylülere tekrarlanmıştır. Kendileri ise köylerine ve planlanan baraja yakın düzlükte bulunan bir kaç yeri önermişler. Fakat köylülerin bize belirttiği, Ilısu köyün yakınındaki tüm düzlük arazinin inşaat şirketlerine verileceğiydi. Dargeçit’e yakın bir yere yeniden yerleşim alanın kurulması da rededilmiştir. DSİ köylülere kendileri tarafından öngörülen yerin dışında başka seçenekleri olmadığı belirtilmiş.

 

Başka herhangi bir toplantıya katılmadığını belirten A. Verim, bahsedilen Yeniden Yerlesim Uygulama Raporunda belirtilen toplantılardan (2006/2007 kışı) da haberi olmamış, fakat resimlerdeki bazı insanları tanıdığını belirtmiştir (yukarda belirtilen raporda Ilısu köyünde çekilen toplantıdan resimler içermektedir). Verim belirttiğine göre kendisi ve görüşmede çevresindeki insanlar böylesi bir toplantının yapılacağından önceden haberdar değillermiş. Toplantı için köye gelen DSİ çalışanları o an köyde bulunan kadınları toplamış. Geçen kış yapılan bu toplantıya katılan bir çok köylü kadın ise toplantıyı Türkçe bilmediklerinden dolayı doğru dürüst anlamaları mümkün olmadığı da belirtildi. Toplantıda DSİ 2005’de yaptığı aynı yeri tek yeniden yerleşimi olarak önerdiğini ve köylülerin önerilerini tartışmadan redettiğini belirttilen Verim ve yanındaki köylülere göre, bu yeri de kabul etmeyen kadınlar en iyi seçeneğin tazminat parası almayı olduğunu belirtmişler.

 

Kamulaştırma işlemi

Kendi ailesinin en başta baraja karşı olmadığını belirten A. Verim ancak daha sonra verilen tüm sözlerin tutulmadığını anlamış ve aksine herkes şimdi baraj karşıtı olduğunu belirtti.

2006 Aralığında köyde DSİ’nin bir ekibi tarafından değerleri amacıyla arazi ve evlerin ölçümleri yapılmış, ancak kendileriyle doğru dürüst görüşülmemiş. Mart/Nisan 2007’de ise kamulaştırmanın başladığını bir mektup almış (arazi ve evler için DSİ tarafından öngörülen fiyatlar da belirtilmiş) ve Dargeçit’e görüşmek için çağrılmışlardır. DSİ yetkilisiyle yapılan görüşmede DSİ’nin biçtiği fiyat üzerinde pazarlık yapılmış ancak bunlar çok düşük ve kabul edilemez olduğu için bir anlaşma gerçeklesmemis. Bazı köylüler ise bu görüşmeye gitmeyerek en baştan fiyatı redetmişler. Bunu üzerine bütün köylüler için mahkeme süreci başlamış. Dava açılıp ilk duruşma yapıldıktan sonra Dargeçit mahkemesi yeni bir teknik ekip iki köye göndererek arazi ve evler için yeni fiyatlar biçmiş. İlk önerilen miktara karşı Dargeçit mahkemesinde açılan davanın ikinci duruşmasında belirtilen tazminat miktarı daha öncekini az seviyede aşmış, ancak bunu da köylüler yetersiz bulmuştur. Hakim her şeye rağmen ilk duruşmalarda genelde ikinci ekibin belirttiği fiyata bağlı kalarak karar vermiş, itirazların da daha yüksek mahkemelerde görülmesini önermiş.

 

Tazminatın az olmasının örnekleri

Köylülere arazi ve ev için verilen tazminat miktarları çok yetersiz kalmış, tazminat miktarların belirlenmesinde ne arazilerin yeri ne de verimli olup olmamasi ne de evlerin değerlerine bakılmamış. Örneğin A. Verim’in sulu bir dönüm arazisine bir başka biri 10 bin YTL vermek istemiş, ancak A. Verim baraj kamulaştırmasından daha fazla alacağını düşünerek vermemiş. Fakat kamulaştırmada A. Verim çok daha az para alabilmiş. Yine DSİ sözlü olarak sulanan meyve bahçesine 12 bin YTL vereceğini söylerken kamulaştırmada ancak 6780 YTL alabilmiş. Sulanmamış Dicle’ye yakın bir dönüme verilen miktar nehirden uzak çok daha verimsiz bir dönümle aynı olması da eşitsizlik olarak görülüyor. Başka köylüler beton yapılardan daha sağlam taş evlerine verilen miktarın çok yetersiz kaldığını belirtiyorlar. A. Verim yeni tadilat edilen çok kullanışlı iki katlı 180 metrekarelik evine 65 bin YTL verildiğini belirterek bunu eleştiriyor.

Evler için verilen paralarla (40 ile 65 bin YTL arası) Dargeçit’te aynı kalitede bir evin alınması asla mümkün değil. Örneğin 50 bin YTL eski küçük bir daire belki alınabilinir, bir arsanın satın alınıp bir ev yapılması ise hiç mümkün değildir. Bunun üstüne Dargeçit’teki ev fiyatlar Ilısu ve Karabayır’da kamulaştırma başladığı için çok yükselmiştir.

Köydeki işletmelerden gelen gelirler de kamulaştırmada hiç dikkate alınmamış. En başta Ilısu’nun tanımışlığının geldiği termal suların işletmesi, burdan gelen gelirler ve buranın yarattığı işyerleri tazminatın verilmesinde hiç hesaba katılmamış. Bu işletme köylüler tarafından ortak şekilde yapılmakta ve her aileye yıllık ciddi bir gelir sağlamaktadır. Her yıl on bin kadar insan bu ve nehrin karşısındaki ılıcalara gelmekte. Termal suların etrafında bulunan lokantalar normal bir bina gibi hesaplanmakta.

 

Tercihler ve yeni yerleşim yerin sorunları

Köylüler açısından birinci tercih Ilısu köyüne çok yakın bir yerde, yani yetişip bölgede kalabilmektir. DSİ’nin öngördüğü yeni yerleşim yeri çok uzak olmasa da özellikle ve şartları kabul edilemez çünkü su kaynakları ve verimli toprağı bulunmamakta ile taşlık ve sarp kayalıklardan oluşmaktadır. Oradaki arazi şu an orman ve çevre köylülere aittir, oraya gitme durumunda bunlarla sorunlar çıkabilir. Ayrıca maddi açıdan borçlanmayı getirmekte. DSİ burada yapmak istediği her 90 metrekarelik ev için 85 bin YTL vermeyi planlamaktaydı, yani şu anki evleri için 40-65 bin YTL arası para alacak köylüler daha kalitesiz ve daha küçük evlere yerleşecekti. Arazilerin tazminatını da eklersek belki 100 ile 150 bin YTL toplam tazminat alabilecek bir aile, böylece 15 ile 65 bin YTL yeni bir yaşam kurmak için kalacaktı. Bu da kesinlikle yetersiz olacaktı. Zaten yeni yerleşim yerinde verimli arazi yok ki.

Bu boyutun dışında yeni yerleşim yerine yakın inşaat için bir çimento fabrikası planlanmakta. Bu fabrika sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği gibi inşaaten kaynaklı çok büyük miktarda toprağın yerin değişmesinden dolayı bölge toza boğulacaktır; bu da kısıtlı olacak arazilerin verimi ciddi şekilde düşürecektir.

Kısaca tek önerilen yeni yerleşim yerinde sağlıklı ve kendi ayakları üzerinde bir yaşam mümkün olamayacağı için burayı redettiler.

 

Köyden çıkma durumda ne yapacakları

Kullanılabilir arazi yakın çevrede kalmadığı için yakın bir yere yerleşme durumu yoktur. Taşlık bir tepeye taşındıklarında ise belki bir ev için yer olur ama ne ile geçinecekleri bilmemekteler. Dargecit’te evlerin fiyatları çok yüksek olduğundan dolayı oraya taşındıklarında ev aldıktan sonra amele duruma düşecekler, yani ucuz işgücü olarak hayati boyunca çalışacaklar. Baraj inşaatında ise herhangi bir meslek ve becerileri olmadığından dolayı belki ucuz işgücü olarak bir kaç yıl çalışırlar. Aslında etkilenecek köylüler inşaat başlarsa ne pacakları pek belli değil.

 

Verimli arazinin olduğu Ceylanpınar’a yeniden yerleşilmesi

Burası o kadar uzak ki oraya gitmeyi düşünmek bile istemiyor ve bildikleri çevre ve akrabalarını terk etmek istemiyor.

 

Ekleyecekleriniz varmi

A. Verim ailelerin batı ve Karadeniz’deki insanlar gibi aynı haklara sahip olup aynı bir yeniden yerleşim/kamulaştırma istediklerini belirtti. Asıl istedikleri köylerine yakın bir yerde yaşayıp çifçiliğe devam etmektir. Şu an kendi ayakları üzerinde duran bir kişi olarak yaşamından memnundur. Toprakları verimli, bol ve çeşit meyvenin yetiştiği ortama, iklimi rahat koşullarda yaşıyorlar. En büyük sorunları kimsenin onlarla konuşmaması ve verilen sözlerin tutulmamasıdır.

 

 

2) Muhtar Mehmet Çelik ile görüşme (09.10.07)

 

Muhtar da yukarıda A. Verim tarafından belirtilenleri onayladı. Sayın Çelik 2006 Mayıs ayında Isvicre, Avusurya ve Almanya’yaya Ilısu Konsorsiyumu tarafından düzenlenen toplantılara getirildi. O dönemde herşeyin iyi olacağını, verilen sözlerin yerine getirileceğini ve Türkiye’nin yararına olacağına inandı. Ancak yeniden yerleşim sürecinin başlaması ve tazminatların ödenmesinden sonra o da kendi insanlarının açıkça kandırıldığını düşünmekte ve Ilısu barajına olumlu bakmamakta. M. Çelik’e göre köyde her insan böyle düşünmekte.

M. Çelik Yeniden Yerleşim Uygulama Planı’nda belirtilenler doğru olmadığı ve son kış yapılan toplantılar öncesi kendisine bilgi verilmediğini belirtti. 2005/2006 yıllarında yapılan birkaç toplantıya katıldığı ve bunlarda DSİ’nin birbirine çok yakın ve aynı özellikte iki yerleşim yeri önerdiği belirten M. Çelik burayı yeni yerleşim için kabul edemeyeceğini dedi. Oranın elverişsiz ortamından dolayı (A. Verim’in belirttiği aynı) köylüler redetmesi normaldi. İnsanlar DSİ’ye zamanla güvenini yitirmesi de bu seçenekte bir faktördü.

 

 

3) Avukat Serhat Aktan’la Görüşme (Diyarbakır, 07.10.07)

 

Avukat Serhat Aktan TOR hakkında ve daha iyi şartlar altında yeniden yerleşim/kamulaştırma yapılması gerektiği konusunda herhangi bir bilgisi yoktu. Bunun üzerine Serhat Aktan’a TOR, bağımsız uzmanlar komitesi (COE), proje uygulama ünitesi (PIU) üzerine bilgi verildi.

 

Avukat Serhat Aktan’ın baktığı davalar

Av. Aktan Ilısu ve Karabayır köylerinden 6 büyük ailenin halen sürmekte olan tazminat davalarına bakmakta (toplam 30 dosya). Ilısu ve çevre köylerinde yapılan bu kamulaştırma ilk aşamadır ve 2008 yılında bitmesi beklenmekte; 2008 yılında da Ilısu ve çevresindeki 3 köyde geri kalan kamulaştırma yapılması planlanmakta. Bu ikinci aşamanın kamulaştırması çok daha kapsamlı olacak.

Ilısu’nun köylüleri DSI’nin ilk ekibi Aralık 2006’da gelip arazi ve evlere fiyat biçtiğini ancak kendilerinin bu çalışmaya dahil etmediğini ona belirtmişler. Biçilen fiyatlar Pazar fiyatın yarısına genelde denk gelmiştir. Köylüler bu ilk fiyatları kabul etmeyince mahkeme süreci başlamış ve mahkeme Ilısu ve Karabayır köylerine 6 kişilik yeni bir teknik ekip (inşaat ve ziraat mühendis dahil) göndermiş. Bu ilk mahkemede kararlaştırılan tazminat bedelleri şu olmuştur:

1 dönüm bostan:                         12.700 YTL

1 dönüm bahçe:              14.000 YTL

1 dönüm normal tarım arazi:      2.547 YTL

1 dönüm sulu tarım arazi:           6.780 YTL

1 aile evi:                                    30.000-65.000 YTL

1 m2 ev (insanlar):                      370 YTL

1 m2 ev (ahır):                117 YTL

 

Alınan bu kararın hemen ardından bu miktarlar hemen özel açılan hesaplara yatırılmıştır. İki ailenin dışında hiç kimse bu miktarı kabul etmemiş. Diğerleri davalarını Yargıtay’a taşımışlar. DSİ de mahkemede belirlenen miktarları çok bularak Yargıtay’a başvurmuştur. Yargıtay verilen tazminat bedellerin çok olduğu yönünde karar da alabilir, bu durumda köylüler ödenen paraları geri vermek zorunda kalabilirler.

Av. Aktan’ın baktığı davaların çoğu bitmiş, birkaçı daha devam etmekte. Av. Aktan’ın görüşlerine göre verilen tazminat yeni bir yaşam kurmak için yeterli değil.

 

Uyumsuz Mahkeme kararlari

Mahkeme kararları bir yerde toplanıp ele alınmamakla beraber davalar her bölgenin kendi yerel mahkemesinde ele alınmakta.

Genelde Yargıtay verilen miktarın az olduğu yönünde karar almaz. Ama bir çok başka tazminat örneklerde köylüler para geri vermek durumda da kaldılar.

Önemli bir sorun da DSİ fiyat belirlerken Turkiye’nin başka yerlerindeki verimsiz arazileri baz almasıdır.

Bazen hakimler çok keyfi davranıp belirledikleri fiyatlara için doğru gerekçe sunamıyorlar.

 

Yasa uzerindeki anlaşmazlık

Bakılan davalarda 2 davacı onyıllardır işlettikleri belli bir arazinin resmi tapuları ellerinde olmadıkları için tazminat alamamışlar. Bunun üzerine bu iki davacı bu araziler için tazminat almaları için başvurmuşlar. Türkiye yasalarına göre arazileri kendilerinin 20 yıldır işlettiğini kanıtlamaları gerekir. Avukatlar bu yasayı da mahkemeye vermeye hazırlanıyorlar.

Öte yandan avukat Aktan Dargecit’in Ilısu bölgesinde tapu kadastro yakın zamana kadar bulunmadığını ve 2004’ten beri kayıtlar yapıldığını belirtmiş. Bu sebeple arazi anlaşmazlığı ayrıca sorun olmaktadır.

 

Yeniden yerleşim konusu

Avukat Aktan yeniden yerleşim yasasında bazı olumlu değişimler olmasına rağmen etkilenen insanlar için halen sorunlu olduğunu belirtti.

- Yeniden yerleşim yasasına göre devlet eliyle yeniden yerleşimi kabul eden kişilerin var olan evlerinin değerinde bir eve geçmenin garantisi yoktur. Yeni evlerin özellikleri devlet tarafından belirlenir.

-  Bu yeni evlerde en az 10 yıl oturmalılar, satamazlar, kiraya veremezler veya mortgage olarak devredemezler.

- Yeniden yerleşen insanlar evlerin yerini belirleyemez ve yeni bahçe ve arazi icin talepte bulunamazlar.

- Diğer örnekler göstermekte ki yapılan evlerin niteliği yetersiz ve en kısa sürede tadilata ihtiyaç duymakta; su, elektrik ve telefon olmamakta.

Bu sebeplerden dolayı avukatlar insanlara devlet eliyle yeniden yerleşim yerine tazminatları almaları yönunde bilgi vermektedir.

 

Başka noktalar

Davalarda mahkeme masrafların yüzde 10-15 civarında olduğu ve bu paranin davacılar tarafından ödenmesi gerektiği belirtilmiş.

Bunun dışında TOR olayına nasıl genel olarak yaklaşım gösterileceğini bilmediğini belirtmekte.