ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM!

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

Kısaca Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve çalışmaların tanıtımı

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi Niçin Kuruldu?

 

Ilısu Barajı'nın yapımından birebir etkilenecek olan yerleşim yerlerindeki sivil toplum kuruluşlar, yerel yönetim temsilciler, meslek odalar ve sendikalar bir araya gelerek Ocak 2006’da "Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi”ni kurdu. (bölgede yaşayan halkın proje konusundaki düşünceleri ve duruşlarını temsil). Bugün toplam 72 üye kuruluş ile girişim toplumun tüm kesimleri tarafindan destek görerek, Ilısu projesi konusunda bölge halkın çoğunluğuk görüş ve düşüncelerini temsil etmektir.

 

Girişim Ne Diyor?

 

Ilısu Barajı havzasındaki binlerce yıllık kültürel ve doğal mirası gereği gibi gözetmeyen planlama anlayışına karşı bilimsel ve toplumsal bir duruş sergilemek; merkezine insanı, doğal, tarihi ve kültürel mirası alan bir kalkınma perspektifiyle üretilecek alternatif projelerle sadece Hasankeyf’te değil Türkiye’nin birçok yöresinde benzeri tehditler altında bulunan antik kentlerimizi kurtarmanın sadece elzem değil, mümkün de olduğunu anlatmaya çalışmak; ve Hasankeyf antik kentinin sular altında bırakılmamasına dair nihai bir sonuca ulaşacak, geleceğe yönelik ve kalıcı bir çözüm stratejisi oluşturulmalıdır, diyor.

 

Dünyada eşi ve benzeri olmayan Hasankeyf'in ekolojik, kültürel-tarihi zenginliğini ve baraj göleti alanında kalacak 300'e yakın höyük'ü korumak ve baraj yapımından dolayı zarar görecek olan yerel halkın kültürel, sosyal ve ekonomik haklarını savunmak için ETKİN MÜCADELE EDİLMELİDİR.

 

12 bin yıllık tarihi korumak hepimizin görevi

 

12.000 yıllık bir tarihe ve olağanüstü bir doğal bütünlülüğe, dokuya ve güzelliğe sahip olan Hasankeyf, sular altında kaldığı takdirde yitecek olan, sadece Hasankeyf’lilere veya ülkemize değil, tüm insanlığa ait ortak kültürel ve tarihi mirasımızdır. Hasankeyf bize uygarlık tarihinin ve gelecek nesillerin emanetidir, onu koruma sorumluluğu da hepimizindir.

 

Iısu Baraj Projesinde Neden Bu Kadar Israr Ediliyor?

 

· 1954 yılında projesi hazırlanmaya başlanan Ilısu HES 1996 yılında finansmanın sağlanması için proje yap-işlet-devret modeliyle ihaleye sunuldu. Ama hiçbir şirket ihaleye girmedi.

· 20 Mart 1997’de Ilısu Barajı'nın yapımı için Bakanlar Kurulu kararı çıkarıldı. Proje, uluslararası bir ihale açılmadan Sulzer Hydro isimli İsviçre şirketine sunuldu. (Sulzer Hydro, 1999 yılında Avusturya'nın VA Tech firmasına satıldı.)

· 23 Haziran 1997 tarihinde 07.02.1993 tarihli Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği güncellendi ve Ilısu Barajı, 07 şubat 1993 tarihinden önce yatırım programına alındığı için ulusal ÇED mevzuatından muaf tutuldu

· 2001/2002 yılında yoğun bir kampanya sonucu Balfour Beatty, iki ayrı yabancı şirket ve İsviçre bankası UBS konsorsiyumdan çekildi, bu dağılmayla finansman ihtiyacı karşılanamadı.

· 2004 yılında Ilısu Barajı için Avusturya, İsviçre, Almanya ve Türkiye şirketlerinden yeni bir konsorsiyum oluşturuldu. Konsorsiyumun başını Avusturyalı şirket VA Tech aldı. (2005’de önce Siemens, ardından 2006 yazında Andritz şirketi tarafından satın alındı)

· Kasım 2005’de Ilısu projesinin ÇED (Türkiye’de mevzuata göre değil! Ve tüm ÇED gereklerini yerine getirmemekte) ve Yeniden Yerleşim Eylem Planı (YYEP) ihracat kredi alabilmek için Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetlerine sunuldu ve kamuoyuna açıklandı.

· Finansı kesinleşmemiş olmasına rağmen Ilısu Barajı'nın temel atma töreni 5 Ağustos 2006 tarihinde Başbakan Erdoğan tarfından yapıldı.

· Ilısu projesine kredi teminatı Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetlerine bağlı çalışan ihracat kredi kuruluşları (ECA) tarafından Mart 2007’de verildi. Ardından ECA’larla yapılan anlaşmaya göre Ilısu projesinin gerçekleşmesi için şart olan 150 maddelik koşullar (kısaca TOR) açıklandı.

· Haziran 2007’de Ilısu anlaşmaların tam kesinleşmemesine rağmen baraj inşaatın yapılacağı iki köyde (Ilısu ve Karabayır) kamulaştırma çalışmaları başladı. Ancak bu kamulaştırmada yukarda bahsı geçen koşullar hiç bir şekilde dikkate alınmadı. Bu da DSİ ve hükümetin değişmeyen yaklaşımı göstermekte.

· Ağustos 2007’de Türk hükümeti adına DSİ Ilısu konsorsiyumu ve kredi verecek bankalarla anlaşmalarını imzaladı. Böylece finans önünde herhangi bir engel kalmadı.

 

Ilısu Barajı, GAP barajları içinde en ‘pahalı’ olanıdır. Ilısu Barajı’nın Hasankeyf’i yok etmeyecek boyutta yapılmasının ekonomik fizibiliteyi nasıl etkileyeceği kamuoyu önünde tartışılmalıdır. Akademisyenlere ve mühendislere göre; böyle bir değişiklik hem Hasankeyf’i kurtaracak ve hem de projenin fizibilitesini iyileşecektir.

 

Hasankeyf Taşınabilir mi?

 

Hasankeyf’in tarihsel değer taşıyan yapılarının bir başka alana taşınması hem bu binaların yapım malzemelerinin özellikleri hem de bu alanda sürdürülmekte olan kazıların ancak 40-50 yıl sonra tamamlanabilecek olması dolayısıyla olanaklı değildir. Taşınma adına yapılacak sınırlı kapsamlı projeler bir kandırmacadan ibaret olacaktır. Taşınma stratejisi tümüyle ve kesin olarak terk edilmelidir.

 

Hasankeyf ve bölgenin gerek kültür turizmine gerekse daha geniş çaplı bilimsel ve arkeolojik araştırmalara nasıl açılacağı, buradan nasıl daha fazla bilgi üretilebileceği ve bu bilginin nasıl her anlamda bu bölgeye geri dönüşünün olacağı hakkındaki sağlıklı tartışmalar ancak sürekli ertelenen ve bölgedeki hayatı sürüncemede bırakan Ilısu Barajı projesi hakkında nihai ve olumsuz bir karar alındıktan sonra mümkün olacaktır.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığın Ekim 2006’da çıkardığı bir ‘ilke kararına’ göre arkeolojik sit alanlarda barajın yapılması daha da kolaylaştırıldı. Buna göre DSİ’den gelen Ilısu barajı yapılsın talebi üzerine Kültür bakanlığı yedi kişilik bir Hasankeyf bilim komisyonu oluşturdu. Ilısu barajın yapılması için bu komisyonun onayı gerekmektedir ki komsiyonda yer alan kişilere bakıldığında bunun beklenmesi büyü bir ihtimaldir.

 

Sadece Enerji Amaçlı Ilısu Projesi Türkiye Elektrik Sorununa Çözüm müdür?

 

Ilısu barajı 1200 MW (Megawatt) kurulu güce göre tasarlanmış olup elektrik enerjisi üretmek temel amacıyla baraj gölünün kaplayacağı 331 km²’lik alan ile yıllık enerji üretimi 3.833 milyar KWh düzeyinde olacağı hesaplanmıştır.(Güvenilir Enerji Üretim değeri 2.459 milyar kWh’dır). 2006 yılı Türkiye Elektrik tüketiminin %2 ‘sine yakın tüketimi karşılayabilecektir. Ancak barajın su altında bıraktığı alan çok fazla (Atatürk barajından sonra en fazla göl hacmi olacaktır) olmasına rağmen kurulu güç olan 1200 MW’a göre yılda maximum 10.512 milyar kWh enerji üretmesi gerekirken ancak %36 oranında düşük bir verimle üretim yapabilecektir. Aynı kurulu güce sahip olan Keban HES’in son 5 yıllık ortalama enerji üretimi ile karşılaştırıldığında Ilısu HES’in enerji açısından Keban HES’in yarısından çok daha az verimli olacağı görülecektir.

 

Doğru Enerji Poltikaları ile Ilısu gibi Barajlardan Tasarruf Edilebilir.

 

Ülke ve Bölge Enerji Politikaları açısından durum incelendiğinde;

Ülkemizde’ki önlenebilir dağıtım kayıpları ve kaçaklar %10 oranında düşürülebilirse bu değer 3600 MW gücündeki bir santrale eşdeğer olup 3 adet Ilısu barajı büyüklüğüne eşdeğerdir.

Yine ülkemiz elektrik enerjisi tüketiminin yaklaşık %20’ye yakını aydınlatmada kullanılmaktadır. Sadece konutlardaki aydınlatmada yapılabilecek potansiyel elektrik enerjisi tasarruf oranı %60 olarak dikkate alındığında (Örneğin: her eve maliyeti 70 yıl boyunca devlet tarafından sağlanacak bedava 1 adet tasarruflu armatür verilse maliyeti Ilısudan çok daha az olacaktır.) ortaya çıkan bu değerle de Ilısu barajından tasarruf edilebilir.

 

GAP ve Ilısu

 

GAP projesinin enerji alanında %80’e yakın gerçekleşme oranı tarımsal sulama alanında %14’lere yakın gerçekleşme oranı ile karşılaştırıldığında entegre projenin hedeflerinin tutturulamadığı görülmektedir. Bu durum ortadayken Ilısu baraj projesinin bölgeye bu haliyle katkı sunması beklenmemektedir. Üstelik Enerji üretim kaynakları açısından zengin olan bölge; elektrik kesintileri açısından Türkiye’nin en problemli bölgesidir. Ilısu baraj projesine aktarılacak kaynak bölgedeki sağlıklı tarımsal sulama yöntemlerinin veya hayvancılığın geliştirilmesi yada elektrik altyapısının iyileştirilmesi için aktarılırsa hem bu alanda boşa harcanan enerji önlenmiş olur, hem de bölge kalkınmasına daha fazla katkı sunacaktır.

 

Bölge için Yeni İstihdam Alanı oluşturacağı Söylemleri Gerçekçi Değil

 

Bölgede 7.000-10.000 kişiye istihdam alanı açacağı şeklindeki beyanlar gerçekten uzaktır. Zira Hidroelektrik santraller Enerji üreten elektrik santralleri içerisinde en az istihdam yapılanlardır. Ilısu barajı biterse güvenlikçi, teknisyen,mühendis v.b tamamıyla en fazla 200 kişi sürekli olarak çalışabilecektir. İnşaat safhasında ise bölgede niteliksiz asgari ücretle ve en fazla birkaç yıl çalışabilecek personel çalıştırılacaktır. (Resmi belgelerde 7 yıl inşaat süresi boyunca ortalama 2315 kişiye iş sağlanacağı belirtilmektedir.)

 

Bölgeyi Kalkındıracağı Söylemleri de Gerçekçi Değil

 

Bölgede bu santralden daha büyük Atatürk, Keban, Karakaya gibi santraller yapıldı ve yıllardır çalışmakta. Ancak bölgenin geri kalmışlığında herhangi bir değişiklik olmamıştır. Dolayısıyla bölgenin kalkınacağı söylemleri halkı ve kamuoyunu kandırmacadan ibarettir. Elbetteki ülke ekonomisine üreteceği enerji ile belli bir katkısı olacaktır. Ancak getirecekleri kaybettiklerimizden daha fazla olacaktır.

 

50-60 yıl ömrü olan bir barajın binlerce yıllık bir antik kenti ve höyükleri suya gömmesinden üzüntü duyacak hassasiyeti göstermeden ve bunun insanlığa vereceği enerjiyi gözardı ederek sadece 1200 MW enerji santrali olarak bakmak ve bunu alternatifsiz olarak sunmak mantıklı bir çözüm değildir. Enerjinin daima bir alternatifi vardır, ancak bir daha geri getirilemeyecek binlerce yıllık tarihi ve kültürel değeri olan Hasankeyf’lerin alternatifi yoktur.

 

 

Durum: 20.08.2007