|
ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM! |

|
Hasankeyfi Yaşatma Girişiminin Internet sitesine hoşgeldiniz... |
|
Akarsu Hareketlerinden Erdoğana cevap (13.08.2010) |
|
AKARSU HAREKETLERİ
Basın Açıklaması 13.08.2010
Hukuka, demokrasiye ve barışa darbe!
Başbakan R.T.E.nin Cevizlik hidroelektrik santrali (HES) açılışı için 11 Ağustos 2010'da Rize'nin İkizdere ilçesinde yaptığı konuşma tüm ülke yaşayanlarının da gözlemlediği gibi su, doğa ve ülke barışı için bir talihsizliktir. İnsanca yaşamak isteyenlerin yürütmekte oldukları demokratik ve hukuki mücadelesine indirilmiş bir darbedir.
Henüz hukuk süreci sonuçlanmamış ama ne hikmetse inşaatı ( ! ) tamamlanmış olan İkizdere'deki HES'in açılışı yapmaya gidiliyor. Yöre halkı istese de istemese de, yargı ne karar verirse versin biz bu işi yaptık bitirdik deniliyor. Hukuk çiğneniyor, yaşam hakkı hiçe sayılıyor İnsan olanın değil sadece kuşun, havanın, oksijenin, böceklerin, arıların, denizin hakkı yok edilmek isteniliyor
Ey insan, çokluk çocuk!
Ey toprak, gökyüzü ve yeryüzü!
Ey su, hava ve yeraltındakiler!...
Ölmüşler ve ses çıkarılmazsa ölecek olanlar!
Açılışı yapmaya giden bu ülkenin BAŞBAKAN'IDIR!...
Kısa oy hesaplamalarında yanılgıya düşenler de yine onlardır. Balık, karınca, kuş, börtü böcek oy veremez ama!!!..
Halka rağmen, yasalara rağmen, raporlara, belgere, kanıtlara rağmen, yöre insanının feryadına rağmen...usulsüzlüğe imza atanlar hesap vereceklerdir
Bu davranış hukuki mücadelesi devam eden bir davada hakimi baskı altına almaktır. Davanın gidişatını kasten etkilemektir ve dahi verilecek kararın şirket lehine olmasına çanak tutmaktır. DÜPEDÜZ HALKA VE GELECEĞİNE HAKARET ETMEKTİR!
"Çevre aşığı, çevre dostu Başbakan Erdoğan, halka hakaret etmiştir!
Öyle görünüyorki, Başbakanın çevreyle olan flörtü öldüren aşka dönüşmüş, gözünü karartmış, zevkle doğayı yıkıp , yok eden zihniyete arka çıkarken, bu kıyıma dur diyen, insanların çığlıklarını görmez, duymaz, anlamaz üçlemesine dönüşmüştür
Yöre halkının santral istemediğini beyan eden iradesi başından beri hiçe sayılmıştır. HES'leri protesto edenler, Başbakan'ın dediği gibi ''bazı çevreci tipler'' değil, halkın ta kendisidir. Bu yıkımlardan nasibini alan halk, başbakan Erdoğan'a hesap sormaya gelmiştir. Derelerin suyunun alınmadığını beyan eden Başbakan "dörtdörtlük" bir yalan söylemiştir. Bunun alenen yalan olduğu ise yöre halkı tarafından bilinmektedir. Dereler kurudu! Hem de onlarca bölgede! Yöre yaşayanları, başbakan ve bakanların geldiği anda suyun dereye bırakılmış olduğunu dile getirmişlerdir. Dere suyunun kesilmesi ve vadinin kurumasının, ardından Başbakan ve bakanların geldiği anda dereye su bırakılması ikiyüzlülüktür.
Bir çok yerde çeşitli yalanlarla insanlar kandırılarak mağdur edilmektedir. Yol yapma bahanesiyle HES inşaatlarına başlanmıştır.. Kimi yörelerde halk, yalan beyanlarla yönlendirilmiş veya hiç bilgilendirilmemiştir. Halka gerçekleri anlatmaya çalışanlara ise tehditler savrulmuştur, savrulmaya devam edilmektedir.
Sayın R.T.E.; suların satılmadığını söylemektedir.. İşte yüzyılın dört dörtlük yalanı; söyleyen belli??? Suyun, 49 yıllığına (süre doldukça uzatma hakkı ile) ''kullanım hakkı'' ( SU HAKTIR! HALKIN HAKKIDIR! KİMSEYE DEVREDİLEMEZ! KİMİN HAKKI KİMİN ELİYLE KİME AKTARILMAKTA, PEŞKEŞ ÇEKİLMEKTEDİR) adı altında kitabına uydurularak şirketlere verildiğini , bunun, tarihte görülmemiş bir biçimde kaynağından alınarak topyekün devredilmesinin uygulamada suları düpedüz satmak olduğunu herkes biliyor. Kapitalist ülkeler bunun adına ''suların özelleştirilmesi'' diyor. Şirketlerle yaptıkları anlaşmalar halka açılmalı, neler olup bittiği, nelerin altına imza atıldığı halkın gözü önüne serilmeli. Bu devlet sırrı değildir!
Sayın R.T.E. söz cambazlığı yapmadan halkın sorularına cevap vermelidir!
1.Yaşam alanları barajlar nedeniyle sular altında kaldığı, dere santralleriyle de kurutulduğu için yerinden yurdundan edilen, edilecek insanların durumuna yanıt versin! 2.Toprakları, evleri, suları ellerinden alınan insanlara yanıt versin! 3.En doğal hakkı olan yaşam alanlarını korurken, savunurken, jandarmayı, yani bu yurdun evlatlarını, yani onun suyuyla-toprağıyla beslediği yavrularını adeta firmaların koruyucusuymuş gibi karşısına diktikleri halka yanıt versin! 4.Adalete inancını yitirmiş, yetkililere güvenini yitirmiş insanlara yanıt versin! Suyunu alarak dengesini bozduğu doğa için hesap versin!
Başbakan Erdoğan, doğanın da ''kendilerine'' emanet olduğunu söylüyor. Doğa onlara emanet değildir! Doğa, insanlığın ortak paydasıdır. Hiç bir sınır tanımayan ortaklığımızdır! Kimse sahip olamaz! Tam tersi, biz doğanın bir parçasıyız ve ona saygı göstermeye kararlıyız!
Yine Sayın Başbakan doğa delisi olduğunu iddia ediyor. Haklıdır!!!..Öyle olmasa nasıl devlet şirketlerle bütün dere ve nehirlere baştan sona HES ve baraj kurabilirdi! Nasıl yerel toplulukların yaşam kaynağı ellerinden alınabilirdi!
Kendisini doğanın seri dostu, özellikle yarasaların onurlu sahibi bildiğimiz, defalarca ödül vermek niyetinde olduğumuz, ancak mutevazı kişiliğinden ödün vermeyen Sayın Çevre bakanımızın da katılmış oldukları bu açılış nedeniyle anımsatmak isteriz; şahsına defalarca iletilen yıkım tablolarını görmezlikten gelip de, bir an önce bu işi bitirmek gayreti ile hukuksal süreci hiçe sayan Eroğlu! Bir su profesörü olarak davası sonuçlanmamış bir olayın açılışını hazırlıyor! Soruyoruz: Aceleniz nedir? Bu devletin hukuk devleti olduğunu başbakan Erdoğan da, bakan Eroğlu da unutmuşlar mıdır acaba?! Bu devletin kurumları ne iş yapıyor? Ve bu cüreti kim, nereden, nasıl alıyor?
Dava edilmiş olan kurumun kendi, dava sonucunu bilmeden açılış yapmaya gidiyor! Bunun adı demokratik yaşamda skandaldır ve söz konusu bakan acilen istifa etmelidir!
Bu seslenişimiz sadece yönetime değil, aynı zamanda ülkenin diğer partilerinedir. Yönetim bunca usulsüz davranırken muhalefet neden bu kadar sessiz kalmaktadır?
Toplumun tüm bileşenlerine, ülkenin tüm yaşayanlarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Su, en temel yaşam maddesidir, satılamaz, kiralanamaz, devredilemez ondan kâr edilemez!
Suyuna, toprağına, onuruna, geleceğine göz dikenlere dur de!
Dil ol, el ol, akıl ol, akıllı ol!..
AKARSU HAREKETLERİ (RİVER MOVEMENTS NETWORK) - Allianoi Girişim Grubu, İzmir / Initiative Group for Allianoi, Izmir) - Çoruh Havzası Çevre Koruma Birliği, Artvin-Erzurum / Coruh Basin Environment Conservation Union, Artvin-Erzurum (consisting of 14 local associations) - Munzur Koruma Kurulu , Dersim (Tunceli) / Council to Protect Munzur, Dersim (Tunceli) - Dersim Çevre Girişimi, Dersim (Tunceli) / Dersim Environment Initiative, Tunceli - Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi, Batman-Diyarbakır-Siirt-Mardin-Sırnak / Initiative to Keep Hasankeyf Alive, Batman-Siirt-Diyarbakir-Mardin-Sirnak - Cilo Doğa Derneği, Hakkari / Cilo Nature Foundation, Hakkari - Cizre Kültür Koruma Girişimi, Sırnak / Cizre Initiative to Protect Culture, Şırnak - Kayy-Der, Peri Havzası Platformu, Elazığ-Bingöl / Kayy-Der - The Peri Basin, Elazig-Bingöl
|