ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

ANF: Sempozyum haberleri

 

19.02.2006

“Hasankeyf’i Yaşatma Sempozyumu’nda konuşan Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği (GABB) Başkanı Osman Baydemir, “Hiçbir ulvi değer, Hasankeyf gibi kültürel bir mirası yok edecek kadar değerli değildir. “dedi.

GABB tarafından düzenlenen iki gün sürecek olan “Hasankeyf’i Yaşatma Sempozyumu” Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda başladı. Akademisyenler ve çevre örgütleri temsilcilerinin enine boyuna tartışacağı sempozyuma; GABB ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP İl Başkanı Ahmet Cengiz, Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahab Kusen, Ergani Belediye Başkanı Nadir Bingöl, Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak ,Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, ve çeşitli sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan GABB Başkanı Osman Baydemir, 10 yıl önce Diyarbakır’da Mimarlar Odası’nda Hasankeyf’i kurtarma konusunda ciddi arayışlarının olduğunu belirterek “Gündem maddemiz aynıydı. Her defasında Hsankeyf’i boğulmasını erteledik. Ancak umuyor ve diliyorum ki, bu sempozyum Hasankeyf’in boğulmasının ertelenmesine değil, böyle riskin varlığını ortadan kaldırmaya vesile olur” dedi. Kentteki ve bölgedeki yoksulluğun had safhada olduğu gerçeğinin farkında olduğunu söyleyen Başkan Baydemir, “Ancak istihdam sağlamak için bir tarihi ve kültürü yok etmek mi gerekiyor, yoksa başka bir süreci mi yaşama geçirmek gerekiyor?”

 

İnsanların yüzde 90’ı barajı istemiyor

 

2013 yılında bitirilmesi düşünülen baraj için 2 milyar dolar ayrıldığını söyleyen Baydemir, bu paranın, Hasankeyf’i korumak için oluşturulan tüm dayanışma ağlarına verildiğinde, turizm potansiyelinin hareketleneceğini ve istihdam sorununun ortadan kaldırılacağına vurgu yaptı. Baydemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Hem GABB Başkanı olarak, hem de yurttaş olarak hiçbir ulvi değer, kültürel mirasımızı sular altında bırakacak kadar değerli değildir. Bu birliktelik, mutlak suretle devam etmeli ve Türkiye’nin batı yakasına yayılmalıdır. Bu sempozyum bir yol haritası çıkarabilmemize yardımcı olmalıdır. Göç-Der’in yapmış olduğu bir anket sonucunda insanların yüzde 90’ı bu barajı istemiyor. Hükümetler karar alacaksa, bu verileri de dikkate almalıdır”

“Sempozyumun “Uluslararası ve Ulusal Düzlemde Hasankeyf Mirası” başlıklı 1. oturumunda Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı, Arkeologlar ve Arkeoloji Derneği Başkanı Prof. Dr Ahmet tırpan, Hasankeyf Arkeoloji Kazı Başkanı Prof. Dr. Abdülselam Uluçam ve Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Silier katıldı. Sempozyum yarın da devam edecek.

 

 

Hasankeyf Belediye Başkanı: Erdoğan Dicle nehrini nasıl taşıyacak?  

 
AMED (18.02.2006)- Hasankeyf'i Yaşatam Girişimi'nin düzenlediği sempozyumda konuşan Hasankeyf Belediye Başkanı Abudalvahap Kusen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hasankeyf'in taşınacağı açıklamasına, "Mağaraları, Zeynel Bey Türbesi'ni, Koç Camisi'ni nasıl taşıyacaksın? Peki köprüyü nasıl taşıyacaksın? Hadi taşıdın diyelim, altından Dicle'nin akmadığı köprünün ne gibi bir anlamı olacak?" yanıtını verdi.

Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda "Hasankeyf'i Yaşatma Sempozyumu" düzenledi.
Sempozyuma Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen, Diyarbakır ilk kademe belediye başkanlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Sempozyumun açış konuşmasını yapan Hasankeyf Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Arslan, Türkiye'de enerji elde edebilmenin ve ekonomik kalkınmayı sağlayabilmenin tek yolunun baraj yapımıymış gibi bir anlayışın olduğunu belirtti. Aslan'ın ardından söz alan Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen Hasankeyfliler
'in 50 yıldan bu yana kentlerinin yok olma kaygısıyla yaşadıklarını, bu nedenle Hasankeyf'te travmatik sorunların baş gösterdiğini ifade etti.

Kusen, Başbakan Erdoğan'ın Hasankeyf'in taşınacağına ilişkin açıklamalarına değinerek "Başbakan Hasankeyf'i taşıyacağını söyledi. Yerin metrelerce altından geçen kanalizasyonu nasıl taşıyacaksın, mağaraları nasıl taşıyacaksın, Zeynel Bey Türbesi'ni nasıl taşıyacaksın, Koç Camisi'ni nasıl taşıyacaksın? Peki köprüyü nasıl taşı
yacaksın? Hadi taşıdın diyelim, altından Dicle'nin akmadığı köprünün ne gibi bir anlamı olacak?" diye sordu.

“TARIHI KORUMA MANTIĞI YOK”

Sempozyumda kısa bir konuşma yapan Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ise, bölgede yıllardır halkın açlıkla terbiye edildiğini ve bu konuda sistemli politikalarla bölgenin yatırımsız bırakıldığını belirtti. Kalkan "Yıllardır yatırım yapmıyorsun, halkın taleplerini duymuyorsun, ama Hasankeyf'i sular altında bırakırken, halkın iş ve ekonomik taleplerini yerine getirmek için yapıyorum
diyeceksin" diyerek Erdoğan'a tepki gösterdi.

Sempozyumda "Uluslararası ve ulusal düzlemde Hasankeyf mirası" konulu oturumda kısa bir sunum yapan Prof. Dr. Ahmet Tırpan Türkiye'de tarih ve doğayı koruma bilincinin eğitimin hiç bir alanında hayata geçirilmediğini kaydederek, tarihi koruma mantığının da doğru oturtulmadığına dikkat çekti.

Sempozyumda ikinci sunumu yapan Tarih Vakfı Başkanı Orhan Silier Türkiye'de yapılan barajlara değinerek, yaklaşık bin 200 barajın bulunduğunu, 300 barajın ise yapımının devam ettiğini aktardı. Silier, sadece Hasankeyf'in bölgenin
en büyük tarihi mirası olmadığını, birçok büyük tarihi mirasın yıllar önce sular altında kaldığını ifade etti.

Hasankeyf Arkeoloji Kazı Başkanı Abdulselam Uluçam ise, Hasankeyf'te yaptıkları kazı çalışmaları esnasında yaşanan bazı olaylar hakkında bilgi vererek, "Biz tarihi koruma adına hareket edenler de yeterince duyarlı değiliz" dedi. Sempozyum yarın da devam edecek.

 

 

‘Don Kişot’ Diyarbakır'da  

AMED (18.02.2006)- Batman'da Ilısu Barajı altında kalacak olan Hasankeyf Ilçesi'nin kurtarılması Diyarbakır'da yapılan gösteri yapan "Don Kişot" lakaplı Osman Akkuş, Hasankeyf'in sular altında kalmasını protesto etti.

"Don Kişot" lakaplı Osman Akkuş, Ilısu Barajı altında kalacak olan Hasankeyf'in kurtarılması amacıyla bir protesto eylemi yaptı. Diyarbakır Ofis semtinde at sırtında tur attıktan sonra vatandaşların meraklı bakışları arasında basın açıklaması yapan Akkuş, Hasankeyf'in kurtarılmasını
istedi.

Basın açıklamasını at sırtında yapmak isterken, atın eyerinin kırılmasıyla düşme tehlikesi yaşayan Akkuş, çevredekilerin yardımıyla güçlükle ata binebildi. 10 bin yıllık bilinen geçmişiyle Hasankeyf'in bir dünya kenti ve insanlığın ortak mirası olduğunu söyleyen Akkuş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Hasankeyf'i taşıyacağız" sözlerine tepki göstererek "Hasankeyf sepet değil ki taşına" dedi.

Ilısu Barajı'nın Hasankeyf'i yutmasına izin vermeyeceklerini dile getiren Osman Akkuş, "Hasankeyf insanlığın ortak
mirasıdır. Aynı zamanda Hasankeyf onurumuzdur. Bu onuru ilelebet yaşatmak ve çocuklarımızla paylaşmak istiyoruz. Enerji bahanesiyle bu sefer Hasankeyf'i yok etmeye kesin kararlılar.

Mezopotamya'ya mal olmuş izlerimizi, bu topraklarla yoğrulmuş kültürümüzü yok edeceklerini sananlar yanılgı içindeler. Işgal her zaman topla, tüfekle olmaz. Işgal bazen farklı yöntemlerle de uygulanır. Ilısu Barajı projesinde kimse enerjiyi bahane etmesin. Ilısu Barajı'nın Hasankeyf'i yutmasına ve suyun işgaline izin vermeyeceğimizi bir kez daha beyan ediyoruz" diye konuştu.

ANF NEWS AGENCY
 

 

 

WEED’ten Ilısu raporu: Bölgedeki silahlı çatışma gözardı ediliyor  
 
PERWER BENGI/ ANF

BERLIN (18.02.2006)- Dünya Ekonomi, Çevre ve Gelişme Organizasyonu (WEED), Ilısu Baraj projesiyle ilgili yapılan araştırmaların tamamına yakınında bölgedeki çatışma ve ekonomik dengelerin gözardı edildiğini duyurdu. Barajın yaratacağı sosyo-ekonomik sorunların görmezden gelindiğini belirten WEED, koşulların projenin uygulanabilirliğinin imkansız olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ilısu Barajı projesi ile ilgili 8 sayfalık bir rapor hazırlayan WEED, projenin tartışmalı olduğunu açıkladı. Raporda, ekonomik ayağının açıklık kazanmadığı projede sosyal boyutun
da gözardı edildiği ifade edildi. Organizasyon tarafından hazırlanan raporda şu görüşler yer aldı:

“1998-2000 yılları arasındaki süreçte bölgede gerçekleşecek olan göç ve yerleşim projelerinin uluslararası standartlara uygun olacağı taahüdü verilmesine rağmen, yapılan araştırma bu durumun aksi yönünde geliştiği ve bölgede bununla ilgili muhalefetin her geçen gün büyüyerek geliştiğini gösteriyor.”

SADECE INGILIZCE YAYININA ELEŞTIRI

Organizsayon, projeye ilişkin yapılan çalışmaların sadece Ingilizce yayınlanmasını da eleştiriyor. Buna ilişkin olarak “Çalışmaların sadece
Ingilizce olarak yayınlanması gösteriyor ki projeyi yürütenlerin bölge halkının kaygılarını dikate almaktan çok amaçları Avrupa’daki muhalif kamuoyunu ikna etmektetir” ifadesi kullanıldı.

Baraj projesine yatırım yapmayı planlayan Almanya, Isviçre ve Avusturya’daki büyük firmaların politik ve ekonomik alandaki zorlukları aşmaya çalıştıkları hatırlatılan raporda “2001 yılında kredi veren firma ve bankalar istedikleri çevresel ve sosyal koşulların yerine getirilmemesinden dolayı kredi konusunda geri adım attılar. OECD ülkelerine bağlı kredi fırmaları, göç planı, su kalitesi, komşu
ülkelere yetecek su miktarı ve Hasankeyf’in tarihi dokusunun korunması gibi konularda taleplerini artırdılar” denildi.

“SILAHLI ÇATIŞMA GÖZARDI EDILIYOR”

Dünya Ekonomi, Çevre ve Gelişme Organizasyonu’na göre Ilısu projesi ile ilgili yapılan araştırmaların tamamına yakınında bölgedeki silahlı çatışma ve ekonomik dengeler gözardı ediliyor. Konuya ilişkin araştırmaları da eleştiren organizasyon şu uyarıda bulunuyor:

“Araştırmaları yürütenlerin daha çok bölgede nüfus sahibi olan toprak ağaları ve devlet yetkilileriyle görüşülerek gerçekleştirilemesi, bölge halkının istem ve sorunlar
ının dikkate alınmadığının ve dolayısıyla bu durumun raporlarda yansıtılmadığının açık bir göstergesidir.”

Ilısu bölgesindeki objektif koşulların da projenin uygulanabilirliğini imkansız kıldığını açık bir şekilde gösterdiğine dikkat çekilen raporda bu konuda şu hususlar sıralanıyor:

"KÜRT HALKININ EŞSIZ TARIHI YOK OLUYOR"

“1) Onbinlerce insan için fakirlik tehlikesi: Kürdistan Işçi Partisi (PKK) ile Türk orudusu arasındaki çatışma ortamından dolayı büyük şehirlere göç etmek zorunda kalan milyonlarca insan işsizlik, altyapı
eksikilği, beslenme ve barınma sorunlarından dolayı yoksulluk içinde yaşıyor. Diyarbakır ve Batman belediye başkanlarının dile getirdiği gibi baraj projesi hayata geçirildiği taktirde yaşanacak olan göçlerle bu illerdeki mevcut sorunlar daha da artacaktır.

2) OECD, Dünya Bankası, EBRD gibi kuruluşlar projenini gerçekleşmesi durumunda sosyal ve ekolojik bir standartı koruyacaklarının garantisini veriyorlar. Ama Ankara hükümeti Ilısu projesi ile ilgili yaptığı konferans ve toplantılara bölge halkını temsil eden belediye başkanlarını bugüne kadar davet etmedi.

3) Bölge barış
ı, böyle bir projede yaşanacak zorunlu göç karşısında vazgeçilmez bir koşuldur. 2005 Nisan ayından itibaren yeniden başlayan çatışma ortamında Insan Hakları Derneği’nin bilgilerine göre 2262 insan hakları ihlali yaşandı. Ilısu baraj projesinin gerçekleşmesini gerektiren barış koşullarının bölgede mevcut olmadığı açıkça görülmektedir.

4) Tarihi zenginlikler tehlike altında: 9 bin yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Asurlar, Persler, Yunanlılar, Romalılar, Abbasiler, Bizanslılar ve Selçukluların yaşadığı köprüleriyle, camileriyle bütün Kürt halkı için essiz bir tarihi de
ğere sahip olan Hasankeyf’in sulara gömülmesinin haklı bir gerekçesi olamaz.

5) 26.11.2005 tarihinde VA Tech’in de basın açıklamasında belirttiği üzere Türkiye komşu ülke Suriye ve Irak’a yeteri miktarda su akışına izin vereceğini belirtmesine rağmen herhangi bir uluslararası anlaşma söz konusu değil. Hukukçular bunu UN/ECE ve ESPOO konvensiyonlarına göre uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyorlar.

“BÖLGESEL DIRENIŞ BÜYÜYOR”

WEED, son olarak çevre illerden gelen ve 15 organizasyondan oluşan Hasankeyf Platformu ismi altında Diyarbakır’da bir sekreterya oluşturduğuna dikkat çekerek “Bu oluşum çevre
illerde barış yapımına karşı etkinliklerde bulunup, sorunları Avrupa kamuoyuna taşımayı amaçlıyor” dedi.

Raporda “bölgesel direniş büyüyor” başlığı altında şu bilgiler verildi. “29-30 Ekim 2005 tarihlerinde Diyarbakır’da birçok ilden gelen çevre gönülleri, bölge kurumlarının temsilcileri, bilim adamları ve uluslararası baraj uzmanlarının katıldığı su konferansı yapıldı. Yaklaşık 70 temsilcinin katıldığı ülke çapında tartışmaların başlatılması yolunda önemil bir adım olarak değerlendirilebilinir.”

ANF NEWS AGENCY