FRANKFURT (01.10.2007)- Avrupa�daki sivil toplum kuruluşları, Ilısu Barajı projesinde yerine getirilmesi gereken kriterlerin hayata geçirilmesi ile ilgili kapsamlı bir rapor hazırladılar. Örgütler, proje kriterlerinin uluslararası standartlara ve istimlakta koşullara uyulmadığına dikkat çekiyor.
İsviçre�nin en büyük sivil toplum örgütlerinden �Bern Çağrısı - Erklaerung von Bern�, Almanya�daki Dünya Ekonomisi, Ekoloji ve Gelişim Örgütü (WEED) ile Avusturya�daki İhracat Kredi Ajansları İzleme Örgütü Eca-Watch, Ormanlar ve AB Kaynaklar Ağı (FERN), The Corner House ve Kürt İnsan Hakları Projesi�nin desteğiyle Ilısu Barajı projesinin kriterleri ile ilgili bir rapor hazırladı.
Raporda, Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetlerinin Ilısu Barajı projesine olan desteklerini bağladıkları kriterler ve bu kriterlerin hayata geçirilme düzeyi inceleniyor. Her üç ülkenin hükümeti ile Türkiye devleti, sözkonusu kriterler kataloğunun Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) kriterleri doğrultusunda hazırlandığını iddia ederken, raporda uluslararası standartlara uyulmadığı kaydediliyor.
DÜNYA BANKASI KRİTERLERE UYMADI
Sivil toplum kuruluşları, hazırladıkları raporda somut örnekler de veriyor. İstimlakla ilgili kriterleri dünya bankası standartları ile karşılaştıran örgütler, dünya bankasının temel kriterlerine uyulmadığının altını çiziyor. Özellikle istimlak planlarının hukuki bir çerçeveye oturtulmaması ve bu düzenlemeden etkilenecek olan insanların mahkemede haklarını savunamayacağına dikkat çekiliyor.
Projenin sağlam bir maliyet fayda analizine de tabi tutulmadığını ifade eden STÖ�ler, projenin halka hizmet bölümünü de sert bir şekilde eleştiriyor. Dünya Bankası kriterlerine göre, bu kapsamdaki bir projenin etkilenecek olan halka fayda getirmesi gerekiyor. Ancak Ilısu Barajı projesi yetkilileri sadece altyapı ve camiilerin inşaa edilmesini planlıyor. Kurumların en ciddi eleştirisi ise, yetkililerin bu kapsamdaki bir projenin yapılabilmesi için gereken temel bilgilerin bile yoksun olduğu yönündedir. Zira özellikle Hasankeyf halkının bölgeden göç ettirilmesi, antik kentin sular altında kalması ve var olan ekosistemin yok edilmesi hesaplanması gereken sonuçlardır.
STÖ�ler bu anlamda araştırmalarında önemli çelişkilere de rastladı ve kriterlerdeki çelişki ile bilimden yoksunluğun özellikle çevre ile ilgili konullarda gözönüne serildiğini belirtiyor.
ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI
Raporda konuyla ilgili şu örnekler veriliyor: �Bir yanda çevreye dair sonuçlar ile ilgili bilgilerin eksik olduğu saptanırken, öte yandan da ağır zararların doğmayacağı teyit ediliyor. Kriterlerde bir yandan daha kapsamlı incelemelerin yapılması isteniyor. Ancak bu incelemelerin sonuçlarının beraberinde ne tür sonuçlar getireceği de belirlenmiyor. Medeniyet eser koruması ile ilgili kriterler su altında kalma tehlikesi altındaki eserlere hiçbir şekilde uygun değildir. Komşu devletlere ilişkin kriterler uluslararası hukuk standartlarını ihlal ediyor.�
Göç ettirme planlarının Ilısu Barajı�ndan etkilenecek olan bölgede kimi köylerde başlatıldığına dikkat çeken rapor, tazminat ile ilgili yapı ve mekanizmaların henüz oluşturulmadığının altını çiziyor. Türkiye devletinin istimlak programının Hasankeyfliler açısından çekici olmadığını belirten kuruluşlar, göç etmek zorunda kalanların ağırlıklı olarak tazminat alıp, çevredeki kentlere yerleşeceğini ifade ediyor. Ancak yeni bir göç dalgasına hazır olmayan kentlerin belediye başkanları, yoksul mahallelerde artış yaşanacağı kaygısını çokca dile getirdi.
Raporu hazırlayan sivil toplum kuruluşları, incelemeleri sonucunda, Ilısu Barajı projesi ile ilgili kriterlerin pratikte hayata geçirilmediği tespitini yapıyorlar. Örgütler bu nedenle Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetlerini nihai kefalet kontratlarını imzalamamaya ve kredi ödememeye çağırıyor.
ANF NEWS AGENCY