ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

ANF: Hasankeyflilerden üç başbakana Ilısu mektubu (25.03.2008)

Hasankeyflilerden üç başbakana Ilısu mektubu

 

ANKARA (05.03.2008)- – Hasankeyf köylüleri, Almanya Başbakanı Merkel, Avusturya Başbakanı Gusenbuer ve İsviçre Başbakanı Leuthard’a mektup göndererek, Ilısu Barajı’na verdikleri kredi desteğini geri çekmelerini istedi. Üç ülkenin Ankara büyükelçileriyle görüşerek mektupları teslim eden köylüler, projenin hayata geçmesi durumunda büyük bir yıkıma uğrayacaklarını belirterek, “Göçe mecbur kalırsam sizin ülkenize gelip iltica etmeyi planlıyorum” uyarısında bulundu.

Ilısu Barajı Projesi nedeniyle mağduriyet yaşayan köylüler dün Ankara’ya gelerek, Ilısu Konsorsiyumu’na kredi garantisi veren Almanya, İsviçre, ve Avusturya’nın Ankara Büyükelçileriyle ayrı ayrı görüştü. Köylüler üç büyükelçiyle yaptıkları görüşmede, proje nedeniyle yaşayacakları mağduriyete dikkat çekerken, on bin yıllık tarihin sular altında bırakılmasına destek verilmemesini istedi. Köylüler, Almanya Başbakanı Merkel, Avusturya Başbakanı Gusenbuer ve İsviçre Başbakanı Leuthard’a da iletilmek üzere imzaladıkları mektupları büyükelçilere teslim etti.

‘150 ŞART KAĞIT ÜZERİNDE DENETLENİYOR’

Büyükelçiler ise konunun kendilerinden bağımsız olduğunu ve şirketlerin ticari anlaşmaları gereği kredinin sağlandığını kaydetti. Büyükelçiler, projeyle birlikte muazzam bir tarihin sular altında bırakılacak olmasının kendilerinde büyük bir üzüntü yarattığını ifade ederken, bu kaygıları ve mektupları başbakanlarına ileteceklerini bildirdi. İsviçre Büyükelçisi ise Hasankeyf’i gördüğünü ve çok etkilendiğini belirtirken, tarihi yerlerin kurtarılması projesine işaret etti. Ancak köylüler tarihin taşınamayacağına dikkat çekti.

Üç ülkenin büyükelçileri, Türkiye’nin Ilısu Projesi’nin gerçekleştirmek için 150 şartın yerine getirilmesi gerektiğini hatırlattı. Köylüler ise denetimin iyi yapılmadığını ve bu şartların kağıt üzerinde gerçekleştirilmiş gösterildiği konusundaki kaygılarını iletti. Büyükelçiler ise köylülerinde bu konuda somut bilgiler edinmesi halinde kendilerine ulaştırmalarını isteyerek, 150 şartın tek tek yerine getirilmemesi halinde projenin gerçekleşmeyeceğini ifade ederek denetim faaliyetlerine ağırlık verileceğini ve bu konuda köylülerin de kendilerine destek vermesini talep etti.

‘BİZLERİ BUNALIMA SÜRÜKLEMEYİN’

Köylüler, Almanya Başbakanı Merkel, Avusturya Başbakanı Gusenbuer ve İsviçre Başbakanı Leuthard’a gönderdiği mektupta, projeye kaynak verilmesini kınadı. Kredinin geri çekilmesini isteyen köylüler, aksi durumda projenin hayata geçmesiyle hem kendilerinin hem de on bin yıllık tarihin büyük bir yıkıma uğrayacağı uyarısında bulundu. Köylüler, mektupta şöyle dedi:

“Bunu sizden talep etmemin bir çok nedeni var. İlki, yurdumdan kovulacağım, kente intibak edemeyeceğimden dolayı ben ve ailemin diğer fertleri bunalım yaşayacaktır. Şu an iyi olmasa da ekonomik açıdan idare eden bir geçimimiz var. Projenin iddia ettiği ekonomik kalkınmayı, yerimde kalarak gerçekleştirilmesini istiyorum. Kalkınmanın bir yolu da kültür-doğa turizmi, tarımı ve hayvancılığı geliştirmektir. Bizim için bunların geliştirilmesiyle çok daha mutlu olacağımız aşikardır. Bölgemizde diğer baraj projelerinde göç edenlerin çektikleri sıkıntıların yenisini yaşamak istemiyoruz.”

‘ANKET YAPIP ALAY ETTİLER’

Bölgede geçmişte büyük göçlerin yaşandığını ve yeni göçlere izin verilmemesi talep edilen mektupta, şöyle devam edildi: “Zira bunların yaraları sarılmadı, sahip çıkılmadı ve yetkililerin aynı duyarsızlıklarının devam edeceğine hiç şüphemiz yoktur. Sadece bir defa, 2005’in ilk baharında DSİ’nin görevlendirdiği kişiler anket uyguladılar. Bu ankette alakasız ve alay edici olarak gördüğümüz çok sayıda soru soruldu ve inanmadığımız yazıya dökülmeyen güzel sözler söylendi. Onun dışında proje yürütücülerinden hiç kimse bir daha benimle konuşmadı, farklı görüşlerimiz alınmadı, alternatifler dinlenmedi. Farklı görüşler olabilirdi. Buna rağmen Ilısu Konsorsiyumu ‘projede katılımcılık vardır’ diyor. Bölgemizde son yıldan bu yana maalesef çatışma ortamı yeniden gelişti ve insan hakları hissedilir düzeyde arttı. Bu ortamda nasıl rahat bir şekilde hakkımı arayabilirim?”

‘DURDURUN YOKSA İLTİCA EDERİM’

Mektupta, 150 şarta ilişkin de şöyle denildi: “Açıkladığınız 150 şart bize hiç inandırıcı gelmiyor. Bilin ki Ilısu projesi gerçekleşmesi durumunda hiçbir şart projeyi kabul edecek seviyeye getiremez. Hasankeyf ve Dicle vadisindeki kültürel mirasın yok olmasını engelliyor mu sizin bu şartlarınız? Olağanüstü doğanın korunmasını sağlıyor mu sizin şartlarınız? Benim göç etmemi, maddi ve ruhen yoksullaşmamı önlüyor mu bu şartlarınız? Benim temel insan haklarımın ihlal edilmesini engelliyor mu bu şartlarınız? Tüm bu nedenlerden dolayı projenin gözden geçirilmesini, tüm tarafların görüşlerinin alınmasını ve verilen kredi teminatının geri çekilmesini veya askıya alınmasını talep ediyorum. Böyle bir girişimde bulunmaz ve de ben ve ailem sonuçta göçe mecbur kalırsam sizin ülkenize gelip iltica etmeyi planlıyorum. Coğrafyamdan koparılmama sebep siz ve şirketleriniz olacaktır.”

ANF NEWS AGENCY