|
ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM |

|
Hasankeyfi Yaşatma Girişiminin Internet sitesine hoşgeldiniz... |
Gündem/Hasip Kaplan: Hasankeyf-Munzur-Zap |
|
Gündem, 03.08.2006
Hasip Kaplan: Hasankeyf-Munzur-Zap
'Munzur'un sesinde,gökkuşağının renginde buluşalım' belgesiyle 6. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 27-30 Temmuz tarihleri arasında yapıldı. Densim Belediyesi, Dersim dernekleri, sivil toplum kuruluşları yoğun bir çalışma yapmıştı. Bir önceki festival yasaklandığı için bir son dakika sürprizi yaşanır mı? kaygısıyla hazırlıklar tamamlanmıştı.Yasaklanmadı bu kez, genelge krizi, bazı engellemeler, konuşularak çözüldü. Doğu Anadolunun ortasında yirmibeşbin nüfuslu şirin ve küçük şehrin tüm otelleri, misafirhaneleri, yurtlar, evler dolmuş, kimisi çadırlarını getirmiş Munzur'un kıyıcığına kuruvermişti. Festival programında söyleşiler, paneller, kadın forumları, konserler, tiyatro, şiir, filmler, dans gösterileri, basın söyleşileri zengindi. Güvenlik güçlerinin şehre girişi arama noktalarında, giren çıkanları tesbit eden kayıtları dışında, her etkinlik festival komitesinin inisiyatifinde ve güvenliğinde yürüdü. Çağdaş, modern, farklı seslerin, renklerin buluştuğu konserler 'Adile ve Hıdır'ın, Kazım Koyuncu'nun, Mahsuni Şerif'in, Ahmet Kaya'nın' anısına adanmıştı, çevreciler ve çevre dostları gelmişti. Munzur'un gözelerinde hasret gideren gurbetçiler, konuklar, can dostlar buluşmuştu. Zırhlı araçlar, tepelerdeki konuşlanmalar yükselen telsiz direkleri, teller, arama noktaları adeta bir aksesuarın parçaları gibi duruyor, yılların getirdiği bir alışkanlıkla kansıksanmıyordu. Festivalde en çok barış isteği ve çatışmaların durması, kardeşçe ortak bir yaşam öne çıkıyordu. Gece yarılarına kadar süren konserlere en güzel giysilerini giyerek katılanların çoğunluğunu genç kızlar, kadınlar oluşturuyordu. Kürtçe,Türkçe şarkıların ezgilerin coşkusunu yaşayan onbinler stadyumu doldururken, alınmış özel bir güvenlik önlemi de yoktu. Farklı görüşler, gruplar bu kez daha sağlıklı ve sağduyulu davranıyor, festival ruhunu gök kuşağı renginde buluşmayı öne çıkarıyordu. Munzur Vadisi'ni sular altında bırakmamak için yoğun bir kampanya başlatılmıştı. Doğaya, kültüre sahip çıkan bu ortaklaşmayı ne yazık ki, holdinglerin boyalı medyası haber değerinde dahi görmüyordu. Oysa doğunun ortasında özgür bir şehirde Dersim'liler aydınlık ve çağdaş bir Türkiye'nin kardeşliğin fotoğrafını veriyorlardı. Bu ses muhalif ve halktan yana olduğu için görmemezlikten gelen, gözleri, vicdanları körleşmiş bazı aymazlar, festivali tek satır haber dahi geçmezken, Gündem, Birgün, Evrensel halkın sesi Tv.ler festivalin güzel renklerini veriyorlardı. Munzur gecelerinde, Hasankeyf konuşuldu, Zap Vadisi'ne yapılacak barajlar zinciri tıpkı Munzur Vadisi'ni sular altında bırakmaya yönelik proje gibi, tarihi, kültürü, doğayı yok etmeye planlıyordu. Ortalıkta nara atan Kültür teröristleri vatanın toprağını suyunu yabancı şirketlere peşkeş çekerken demokrasi güçleri, yerel sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, belediye başkanları halkın sesi oluyordu. Munzur festivali sonrası 'Hasankeyf'i Yaşatma Girşimi' çadır kurararak, 'Hasankeyf sular altında kalmasın' kampanyasını sürüdüyorlardı. DTP 1. Oloğan Kongresi'nde oy birliğiyle kabul edilen önergelerden birisi de, Munzur, Hasankeyf, Zap Vadisi'ne sahip çıkılması ve sular altında kalmasının önlenmesi için, kampanyalar açılması kararıydı. Yabancılar, Avrupalılar, Mezopotamya'nın tarihi eserlerini çalarak müzelerine taşıdılar, taşıyamadıklarını banka kredileriyle sular altında bırakmaya çalışıyorlar. Munzur'da ki barajlar dizisi gibi, Zap suyu üzerine, vadisine barajlar dizisi yaparak Yukarı Mezopotomya'yı sular altında bırakma anlayışı başlı başına 'Kültürel terörizm' değil midir? Sadace Hasankeyf'te 1 ilçe, 30 köy, 49 mezra sular altında kalacak. Höyüklerini, ören yerlerini, anıtlarını, kubbelerini, mağaralarını, köprülerini nasıl taşıyacaksınız? 60 yıllık bir elektrik geliri için 7000 yıllık tarihi sulara gömmek, henüz bitmemiş Zeynel Bey kazısını, mozaikleri nasıl sökülüp taşınacak. Müslümanlığı kimseye kaptırmayan AKP camileri, minareleri, kubbeleri hangi vicdanla taşıyacak. ÇED raporunu görmezden gelen, sular altında kalacak 20 000 kişinin zararı dahi karşılanmadan, istihdam ve enerji uğruna baraj yeri seçiminde 10 seçenekten 9 nu neden dışladıklarını halka açıklamalıdırlar. Halka gitmeliler gerekirse, halkın 'referandum' ile görüşlerini almalılar. Başta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Batman, Hasankeyf ve belediye başkanlarının kurduğu 'Güneydoğu Anadolu Bölgesi Hasankeyf'i Yaşatma Girişimini', gönüllüleri, sivil toplumu, duymak istemeyen iktidar ve muhalefetin, heykel bombalayan Taliban'dan zihniyet farkını ortaya koyması gerekmez mi ? Koymayanlara, meşru zeminde, hukuk ve siyaset alanından uluslararası paltformlara kadar, söylenecek çok söz var. |