ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

Milliyet/Metin Münir: Ilisu baraji ile ilgili köşe yazıları

Ilısu temeli atılıyor ama finansman yok


Metin Münir, 04.08.2006 Milliyet

 

Başbakan Tayyip Erdoğan yarın (cumartesi) hükümetinin en büyük altyapı projesi olan Ilısu Hidroelektrik Barajı'nın temelini atmak için Şırnak'a gidiyor.
Ancak tamamına yakınının dış kredilerle gerçekleştirilmesi planlanan projenin dış finansmanı için gerekli anlaşmalardan hiçbiri imzalanmadı. İmzalanacağı da garanti değil.
Ilısu'nun finansman giderleri hariç 1.2 milyar euro'ya (1.45 milyara dolar) mal olması bekleniyor.
Plana göre, Almanya, Avusturya ve İsviçre'nin resmi ihracat kredisi kurumları Türkiye'ye 400 milyon euro kredi açacak. Finansmanın gerisi bir özel bankalar sendikasyonu tarafından sağlanacak.
Normal koşullarda, proje başlamadan finansman paketinin hazır olması lazım. Ancak Ilısu projesinin hem yerel hem de uluslararası arenada tartışmalı olması ihracat kredisi kurumlarının finansmana olur vermesini geciktirdi. Bu krediler çıkmadan özel bankaların projeye kredi vermesi imkânsız denecek kadar zordur.

'Şifahi onay alındı'
Projenin liderliğini yapan Nurol inşaat şirketinin Genel Müdürü Bülent Erdoğan kredi konusunda bir endişesi olmadığını söyledi. Almanya, Avusturya ve İsviçre ihracat kredisi kurumlarından finansman için "Şifahi onay alındı, yönetim kurulu onayı bugün yarın çıkacak" dedi.
Diplomatik kaynaklar ve proje aleyhine lobi yapan Avrupalı gönüllü toplum kuruluşları ise durumun bu kadar kesin olmadığını söylüyorlar.
Bir diplomatik kaynak, "Sonunda kararı politikacılar verecek ama bu aşamada hiçbir ihracat garanti kurumunun krediyi onaylamadığını söyleyebilirim" dedi.
Berlin ve Bonn'da faaliyet gösteren Alman Weed konuyu yakından izleyen gönüllü toplum kuruluşlarının başında geliyor. Weed uzmanlarından Heike Drillisch ihracat kredi kurumlarının kendilerine "Karar vermedik, daha çok zamana ihtiyacımız var" dediğini söyledi.

En tartışmalı proje
Almanya Büyükelçiliği'nden öğrendiğime göre, üç ülkenin kurum temsilcileri 21-24 Ağustos'ta Türkiye'de incelemelerde bulunacaklar. Kesin karar bunun ardından verilecek.
Bazı kaynaklar kredilerin çıkmaması halinde bile projeye devam edileceğini söylüyor.
Suriye-Irak hududunun 65 kilometre kuzeyinde, Dicle Nehri üzerine kurulacak olan Ilısu siyasi, sosyal, çevresel, ekonomik ve arkeolojik nedenlerle belki de Türkiye'nin en tartışmalı projesidir.
Projenin önüne konan engellerden biri sınır aşan bir su olarak Dicle'nin Irak ve Suriye'yi de ilgilendirmesidir. Konu bu açıdan Türkiye'nin tanımadığı bazı uluslararası anlaşmaların getirdiği kısıtlamalara giriyor. Türkiye'nin politikası Dicle ve Fırat'ı nasıl kullanacağı konusunu bu ülkelerle ortak değil tek başına kararlaştırmaktır. Birkaç yıl önce projeye kredi sağlayacak bazı ülkeler komşu ülkelere akıtılacak su konusunda Türkiye'den bazı garantiler istemiş, Türkiye bunu reddetmişti.
Bir başka itiraz konusu, baraj gölü suları altında kalacak 52 köy ve 15 küçük kasabada yaşayan halkın rızasının alınmamış, geleceklerinin iyi planlanmamış olduğudur.

Çevreye zarar
Hasankeyf gibi paha biçilmez arkeolojik varlıkların su altında kalması ve çevreye verilecek zarar da ayrı birer çekişme konusu.
Türkiye 1980'lerin başında kesinleşen Ilısu projesini hayata geçirmeyi ikinci defa deniyor. Birinci denemeden Batılı çevre kuruluşlarının baskısı sonucu başarısız oldu. İngiliz inşaat ve mühendislik grubu Balfour Beatty, 2001 Kasım ayında ticari, çevresel ve sosyal sorunların halledilemediğini ileri sürerek projeyi terk etti. Birkaç ay sonra İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS aynı nedenlerle kredi sendikasyonundan vazgeçti. Bunların ardından grup dağıldı.
Weed, bu sorunların hâlâ halledilmemiş olduğunu iddia ediyor. Birçok başka dernekle birlikte kredilerin verilmemesi için hükümetler ve bankalar nezdinde lobi yapıyor.
Hükümet ve konsorsiyuma dahil şirketler ise gerekli bütün önlemlerin alınmış olduğunu söylüyor.

Yeniden Yerleşim Planı
Enerji Bakanlığı "Olumsuz tesirleri önlemek, sebep olduğu fiziksel kayıpları tazmin etmek ve projeden etkilenen insanlara gelişme imkânları sağlamak için hazırlanan Yeniden Yerleşim Eylem Planı, Türk mevzuatı, Dünya Bankası ve IFC kriterleri doğrultusunda hazırlanmış ve onaylanmıştır" dedi.
Nurol Genel Müdürü Erdoğan endişeleri gidermek için gereken bütün önlemlerin alındığını ve fon ayrıldığını söyledi.
Ilısu projesinde bu defa başrolü Alman Siemens'in kısa bir süre önce satın aldığı Avusturya'nın VA Tech Hydro şirketi oynuyor.
İnşaatı Nurol, Cengiz, Çelikel ve Alman şirketi Zueblin yapacak. Türbinler VA Tech Hydro, jeneratörler çokuluslu Avrupa şirketi Alsom tarafından sağlanacak. Mühendislik hizmetleri Stucky (İsviçre) ve Temelsu'dan alınacak (Türkiye). Enerji Bakanlığı'ndan proje konusunda danışmanlık İsviçreli Colenco ile Maggia ve Türk Dolsar ile Rast şirketleri tarafından verilecek.
Banka kredilerini VA Tech Hydro'nun bir yan kuruluşu olan VA Tech Finance ayarlayacak.
Yüksekliği 135 metre, uzunluğu 1.820 metre olacak olan baraj 2012-13 yıllarında tamamlandığında Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yüzde üçünü sağlayacak.

mmunir@milliyet.com.tr

 

————————————————————————————————

 

Metin Münir, Milliyet 11.08.2006

 

Ilısu ile ilgili yeni sorular

 

Ilısu Barajı ile ilgili olarak sorulacak en önemli soru şudur: Neden ihalesiz yapılıyor?
Hükümet işin inşaat bölümünü Nurol, Cengiz, Çelikler adlı üç Türk şirketiyle Zueblin adlı bir Alman şirketine verdi.
Neden bunlara da başkalarına değil?
Bu soruyu konuyla ilgili birçok kişiye sordum ama kimseden tatminkar bir cevap alamadım.
DSİ Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel Eroğlu bana yolladığı bir mektupta "Ilısu Baraj inşaatında göz önüne alınan kriterler firmaların kapasite ve ehliyetleridir," dedi. Bu kifayetli bir açıklama değildir. Çünkü kapasite ve ehliyet açısından en az yukarıdakiler kadar iyi birçok şirket var. Örneğin Enka, Tekfen, Yüksel.

Danıştay sordu
Ilısu ile açılan bir dava vesilesiyle Danıştay "neden baraj ihalesiz yapılyor" sorusunu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na sordu. Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre bakanlık bu soruya "dış kredili işler ihalesiz yapılır," gibi bir cevap verdi.
Bu külliyen yanlıştır. Ama Danıştay cevabı tatminkar buldu ve üzerine gitmedi. Ve bence büyük bir ihmalede bulundu. Eğer aynı şeyi Hazine'ye sormuş olsaydı doğru cevabı alacaktı: Dış kredili, işler ihalesiz yapılır diye bir kural yoktur.
İşin doğrusu şudur: Ilısu Barajı'nın ihale ile verilmemesi için ne yasal ne de uluslararası anlaşmalardan doğan bir zorunluluk yoktur.
Konuştuğum bazı kişiler Türkiye ile yabancı ülkeler arasında imzalanan bazı protokolleri uluslararası anlaşma olarak lanse etmeye kalktı.
Bu da külliyen yanlıştır. Bu protokoller sadece bir niyet tezahürüdür. Bağlayıcı hiçbir tarafları yoktur.

İhalesiz sözü verilemez
Bunlar bir tarafa, bir hükümet başka bir ülkeye "bu işi ihalesiz yapacağım" diye söz veremez, böyle bir yükümlülük altına giremez.
Projeyle ilgili ikinci önemli soru şudur:
Ilısu Barajı, Atatürk Barajı'ndan sonra Türkiye'nin en büyük altyapı projesidir. Proje tamamen dış krediyle, yani borçla, finanse edilecek. Baraj, finansman giderleri hariç 1,2 milyar euroya mal olacak.
Sorum şu:
Neden 1,2 milyar euro?
Ve şu:
Fiyatı kim tespit etti?
Ve de şu:
Bu fiyat normal mi?
Bu soruları cevaplarını bilmesi gereken birisine sorduğumda aldığım cevap şu oldu: "Bilmiyorum."
Olan şudur: Hükümet Ilısu Barajı'nı bazı firmalara tahsis etti. Hem bu tahsis hem de tespit edilen fiyat keyfidir.
Olmasa bile şurası açık ki kamu yararı tahsiste değildir. İhalededir.

mmunir@milliyet.com.tr

 

————————————————————————————-

 

EVE TESLİM ILISU PİZASI

 

Metın Mğnırö 19 Ağustos 2006

 

Geçenlerde başbakanının temelini attığı Ilısu barajı ile ilgili sorumu tekrarlıyorum.

 

Neden ihalesiz yapılıyor?

 

Finansman maliyeti hariç 1,2 milyar dolara çıkması beklenen ama bunun iki misline çıkarasa şaşırmayacağım bu devasa proje neden – bir kaynağımın sözleriyle –“eve teslim piza gibi” bazı şirketlere tahsis edildi?

 

Bu sorunun cevabını Hazine, Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Su İşleri, ve Dışileri Bakanlığı kaynaklarından araştırdım.

 

Vardığım sonucu, Türkiye’nin ihale konsunda en büyük uzmanlarından birinin ağzından özetleyim:

 

“Bu işin ihalesiz yapılamasını haklı gösterecek bir mevzuatımız yok –

ihale yasasında böyle bir şey yok, diğer yasalarda da yok.”

 

Bundan daha açık olabilir mi?

 

Bir şey daha öğrendim. Hazine de, Devlet Planlama Teşkilatı da Ilısu barajının ihalesiz verilmesine karşı çıktı. Ama her ikisi de bastırıldı. Enerji Piyasını Düzenleme Kurumu da bu işten hoşlanmadı ama onu da sindirildiler.

 

Neydi bu kuruluşarın itirazları?

 

Mevzuatın müsait olmaması. Kamunun zarara uğrama ihtimalinin yüksekliği. Dış kredi sağlanması ile işin ihalesiz yaptırılması arasında bir bağlantı olmaması. Kamu çıkarının işin ihalesiz değil ihaleli yapılmasını emrettiği. Hem yabancı devletlerden hem de bankalardan alınacak kredilerin kesinlik kazanmamış olmas nedeniyle maliyetinin belli olmaması. Ilısu Baraj ve hidroelektrik santralı kesin proje raporunun 1982 de hazırlanmış olması dolayısıyla eski olması, teknik, sosyal, ekonomik ve çevre koşullarının ogünden bu güne radikal bir biçimde değişmiş olması. Buna rağmen projenin güncelleştirlmemesi.

Uygulama projesi olmaması dolayısıyla proje maliyetini büyük oranda artırma olasılığı.

 

Peki idarenin projeyi ihalesiz verirken dayandığı nedir? Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof Veysel Eroğlu tahsisin “uluslararası ikili anlaşmalara istinaden çıkarılan kararname” uyarınca yapılmış olduğunu söyledi.

 

Bu hukuki bir gerekçe değil dayanaksız bir  mazeretir. Bir defa Eroğlu’nun bahsettiği devletlerarası “anlaşma” değil, hükümetlerarası “protokol”dür. Bu protokoller hukuken bağlayıcı bir

taahhüt teşkil etmez. Nitekim bazıları tek taraflı iptal edildi. Bazılarından elde edilen kredilerle işler ihaleli yapıldı.

 

D S İ Barajlar Dairesi başkanı Ali Haydar Şahin de “usul olarak müzakere usulüyle ihale tarzına giriyor,” dedi ama uzmanlardan konuyu araştırınca böyle bir usül olmadığı ortaya çıktı.

 

Şahin, ısrar edince, protokollerin bağlayıcı olmadığını kabul etti ve ama DSİ’nin bu konuda belirleyici olmadığını söyledi  “Bana bakanlar kurul ile emrediliyor, ben de yapıyorum,” dedi.

 

İşin ihaleyle en uygun fiyatla yapılması yerine, ihalesiz yapılmasının sakıncası fazla fiyata yaptırıp memleketin zarar görmesidir.

 

Bir kaynağımın deyimi ile “Bunu yapan kişiler kendi evine muz almak için manavla pazarlık yapar ama milyar dolar ihaleleti devlet adına rekabetsiz biçimde birilerine veriliverir.”

 

Neden?

 

Çünkü devletin malı deniz, yemeyen domuzdur. Devletin malı öyle bir domuzdur ki onu dini bütün Müslümanlar da doya doya ve tekrar tekrar yiyebilir.