|
ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM |

|
Hasankeyfi Yaşatma Girişiminin Internet sitesine hoşgeldiniz... |
Zaman/Mehmet Kamis: Hasankeyf icin neden bu kadar inat? |
|
09.08.2006
MEHMET KAMIŞ: Hasankeyf için neden bu inat?
Bir yanda binlerce yıldır hiç durup dinlenmeden akıp giden bereket musluğu Dicle, bir yanda tarih boyunca bu bereket musluğundan kana kana içmiş uçsuz bucaksız Mezopotamya. Her taşında Roma, Sasani ve en çok da Islam medeniyetinin izlerini taşıyan binlerce yıllık bir kent Hasankeyf. En görkemli dönemlerini yaşadığı Artukoğullarına 130 yıl boyunca başkentlik yapmış bu bilge şehir, pek çok bilim ve din adamı yetiştirmiş ve Anadolunun bir Islam eli olmasında çok büyük fonksiyonlar icra etmişti. Hasankeyfin bilinen 3 bin 500 yıllık tarihi bir yana, hangi dönemde kimler tarafından yapıldığı hâlâ bilinmeyen; ancak mimari özelliklerine bakılarak bazı tahminler yürütülen eserleriyle on bin yıllık bir geçmişe sahip olabileceği söyleniyor. Tarih boyunca cazibesini hiç şüphesiz hemen yanı başında yükseldiği, Dicleye borçlu Hasankeyf için Doğunun Efesi demek mümkün. Ama antik Efesin tek bir taşına zarar gelmesini tahayyül bile edemeyenler, Diclenin sularında boğulmasına aldırmıyorlar, antik Hasankeyfin. Bu kentin başına gelenlerin, Efesin başına gelmesi hiç mümkün müdür? Üstelik Hasankeyf hâlâ canlı bir şehir; sadece tarihî binalardan oluşan bir yer değil. Hasankeyfle ilgili gizli bir karar mı var, diye düşünmeden edemiyor insan. Muhalefette doğru söyleyen herkes iktidarda şaşıyor. Islam medeniyetinin bu antik şehriyle ilgili cesurca sözler söyleyenler, bir zaman sonra sözlerini ya da eylemlerini tashih etmek ihtiyacı hissediyor. En son Başbakan Tayyip Erdoğan da 2003te yaptığı konuşmayı tashih etmek zorunda kaldı. 21 Temmuz 2003te Batmanda konuşan Başbakan Buradan dört medeniyet geçti. Bu medeniyetleri sular altında bırakamayız. DSInin de Hasankeyfi kurtarma projesi var. Yakında açıklanacak. Amacımız, Hasankeyfi dünya turizminin hizmetine sunmak. demişti. Ancak bugün görüyoruz ki, Ilısu Barajı yapılacak ve maalesef Hasankeyfi kurtarmaya yönelik uygulanabilir bir plan yok. Tek plan, onun başka bir yere taşınması. Binlerce yılda yapılanlar, nasıl birkaç yılda başka bir yere taşınır hiç aklım almıyor. Hasankeyfi taşımak mümkün mü ya da tarihî şehirler başka bir yere taşınabilir mi? Mesela Istanbuldaki tarihî yarımadayı taşıyabilir miyiz? Ya da taşıdığımız zaman orası tarihî yarımada olabilir mi? Hasankeyf taşınabilir belki; ama orası Hasankeyf olur mu? Dicleyi, mağaraları, o coğrafi yapının birebir aynısını diyelim ki buldunuz. Binlerce yılın yaşanmışlığını nereye taşıyacaksınız? Bir ülkeyi vatan yapan şey sadece uğruna ölenler değildir tabii ki. Asıl o topraklarda meydana getirdiğiniz kültürel değerler orayı vatan haline getirir. Hasankeyf de Anadolunun Müslümanların vatanı olduğunun en köklü ispatıydı. Enerji mi? Tarih mi? Tartışmalar sırasında bir ara yol formülü bulunabileceği daha önce de konuşuluyordu. Hem tarihi koruyacak hem de enerjiden istifade edilecek formülün barajın kotunu (debisini) düşürmek olduğu dile getiriliyordu. Belki enerjiden biraz fedakârlık gerekecekti; ancak Hasankeyf de sular altında kalmayacaktı. DSInin bu teklife sıcak baktığı konuşuluyordu. Başbakan Erdoğan, Batman AKP il kongresinde yaptığı konuşmada Hasankeyfin sular altında kalmayacağını söylüyordu. Bunun yolunun da Su kotunu düşürmekten geçtiği belirtiliyordu. Barajın su kotu 520 metreden 475 metreye düşürüldüğünde Hasankeyf kurtuluyordu. Ancak bugün görülüyor ki bu fikirden vazgeçilmiş. Bu antik şehir, şüphesiz bütün bir Islam toplumunun mirası. PKKnın bu şehir üzerinden siyaset yapması hem komik, hem de mesnetsiz. Türkiye kendi değerine kendisi sahip çıkmayı bilmeli. Illa Batıdan bu konuda bir baskı gelmesi mi gerekiyor? Üstelik bu değer, bizim değerimiz. |