ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM!

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin Internet sitesine hoşgeldiniz...

Eroğlu’nun açıklamasından sonra tüm Türk bankalarına girişimimizden mektup (31.12.2009)

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Bankalara Ilısu barajına kredi vermeyin mektubu

 

Ilısu Barajı'nın yapımı için oluşturulan ve 3 Avrupa ülkesinin de içerisinde yer aldığı konsorsiyumun dağılması üzerine Ilısu barajı yapımı durması ile DSİ’nin yeni maddi kaynak arayışı ile ilgili Türk bankaları ile görüşmeye başlaması ile ilgili Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi bankalara gönderdiği mektupta  “Ilısu barajına “destek vermeyin talebinde bulundu.

Başta Akbank, Yapı kredi, Ziraat bankası, İş bankası olmak üzere 12 Bankaya 31 Aralık 2009 tarihinde birer mektup gönderen Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi mektupta

 

”Kredi temini için Çin Halk cumhuriyeti ile yapılan görüşmelerden bir sonuç elde edilememesinden dolayı Çevre Bakanı Veysel EROĞLU basına yaptığı açıklamada Türkeyde’ki 3 bankadan kredi temin edilerek baraj yapımını gerçekleştireceğini belirtmiştir. Ilısu barajı planlandığı günden bu yana oldukça karmaşık ve sorunlu olması nedeniyle bir türlü hayata geçirilemeyen bu proje konusunda sizinle endişelerimizi paylaşmak isteriz.

İnsanlığa ait bir kültürel mirasın ve eko-sistemin zarar görmesi bir yana; sosyal, ekonomik ve uluslar arası politik dengeler bakımından da ciddi sıkıntılara yol açacağı aşikar olan bu projenin altına Kültürel mirası, çevre ve insana değer veren bankanızın ekonomik destek vermeyeceğini umuyoruz.

Bu mektubu size göndermemizin gayesi bu insanlık suçuna ortak olmayacağınız ümidi ve konjüktürel politik ve ticari çıkarlar uğruna insanlığın ortak belleği saydığımız bu benzersiz mirasın yağmasında rol almaya yanaşmayacağı beklentisidir. Aşağıda kısaca anlattığımız hakikatler itirazımızın ve baraj karşıtı muhalefetimizin haklılığına dair kısa bir özetini teşkil etmektedir. Kanun yapılması mümkün olmayan Ilısu baraj projesinin iptali için Türkiye ve AHİM’de çok sayıda dava açılmıştır. Bankanızın kamuoyu tarafından kabul görmeyen bir projeye destek vermesi prestij kaybına yol açacaktır. Ilısu barajı projesine destek vermemeniz umudu ile yeni yılınızı kutlar saygılar sunarız.“

 

şekilnde görüşlere yer verildi.

 

 

31.12.2009

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi

www.hasankeyfgirisimi.com

 

——————————————————————————-

 

Aşağıda Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu‘nun yaptığı açıklamayla ilgili haber (1) ve bankalara gönderdiğimiz mektubun tamamı (2):

 

(1)

„Ilısu için eksik krediyi Türk bankalar verecek“

 

Hürriyet, 30.12.2009

 

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ilısu Barajı'nın yapımıyla ilgili kredi eksiğinin üç bankadan bulunduğunu belirterek, şu anda Hazine ile görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

Eroğlu, Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, AB Çevre Faslı ve Kopenhag'daki İklim Zirvesi'ni değerlendirdi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Eroğlu, Ilısu Barajı'nın son durumunun sorulması üzerine, barajın mutlaka yapılacağını söyledi.

 

"KAYPAKLIK YAPTILAR"

Türkiye'nin bu baraja ihtiyacı olduğunu söyleyen Eroğlu, barajın ülkenin refah seviyesinin artırılmasına katkıda bulunacağını ifade etti.
Ilısu Barajı'na ilişkin konunun sürekli “tahrik” edildiğini belirten Eroğlu, şöyle konuştu:

“Güya oradaki insanları başka yerlere taşıyacakmışız. Hayır, gitsinler, görsünler. Biz şu anda Ilısu köyünü yeniden inşa ettik. Derme çatma bir köydü, bahçeli villa şeklinde evler yapıyoruz. Bunun için para ayırdık. Zaten kredide az bir eksik vardı. Şunu ifade edeyim, üç tane kredi verecek devlet maalesef kaypaklık yaptı, sözlerinde durmadılar, bizi oyaladılar. Biz bunu öz kaynakla yapacaktık.

İnşaat kış çıkar çıkmaz başlayacak. Hasankeyf'i de kurtaracağız. Öyle bir kurtaracağız ki çok önemli bir cazibe merkezi haline gelecek.
Proje için yabancı konsorsiyumun sağlayacağı
kredi 300-350 milyon dolar ihracat kredisiydi. Geri kalan zaten vardı. Kredi eksiğini zaten üç tane bankadan buldular. Biz devam edeceğiz, şu anda hazine ile görüşmeler devam ediyor.”

Bakan Eroğlu, kredinin hangi bankalardan alındığının sorulması üzerine de “Muhatabı ben değilim, Hazine. Üç bankayla büyük ölçüde anlaşıldı. Ocak ayında belli olacak. Şu an tam net değil, Ocak ayında netleşecek. Netleştiğinde toplantı yaparak ayrıntılarıyla bilgi vereceğim” dedi.

 

KREDİ KURULUŞLARI VAZGEÇMİŞLERDİ

Hasankeyf'in yüzde 80’ini sular altında bırakacak Ilısu Barajı’nı finanse eden Alman, Avusturyalı ve İsviçreli kredi kuruluşları Temmuz ayında projeden desteklerini çekmişlerdi. Bankalar, yaptıkları açıklamada çevre ve tarihi dokunun korunması gibi şartlarda iyileşme olmamasını neden olarak göstermişlerdi.

Kredi kuruluşlarının Türkiye’den istedikleri şartlar arasında, kültürel varlıklar ile ilgili işlerde çalışan işçilerin en az yüzde 50’sinin barajdan etkilinen kişilerden oluşması, su altında kalan köy ve evlerde yaşayanların geçmişlerini unutmaması için fotoğraflar çekilmesi, mülkiyet adaletsizliğinin ortadan kaldırılması ve herkese eşit arazi verilmesi, kıyıdaş ülke olan Irak ve Suriye elçiliklerine bilgi verilmesi gibi şartlar yer alıyordu.

1.8 milyar Euro’luk proje

Ilısu projesinin 1.8 milyar Euro büyüklüğe sahip.

Projesi için toplam 1.2 milyar Euro dış kredi kullanılacağı açıklanmıştı.

Hasankeyf tarihi ve kültürel varlıklarının korunması ve kurtarılması için 25 milyon Euro civarında bir kaynağa ihtiyaç olduğu hesaplanıyordu.

Yüzey çalışmaları, kazılar ve taşımalar için 53 milyon dolarlık bir bütçe gerekeceği tahmin ediliyordu.

 

—————————-

 

(2)

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi

Batman

www.hasankeyfgirisimi.com

hasankeyfgirisimi@gmail.com

Tel: 0488-212 5053

 

 

31.12.2009

 

Sayın ; Can Akın Çağlar

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.

Genel Müdür

 

 

Ilısu Barajı'nın yapımı için oluşturulan 3 Avrupa ülkesininde içerisinde yer aldığı konsorsiyumun dağılması üzerine Ilısu barajı yapımı durması ile DSİ yeni maddi kaynak arayışına başlamıştır. Kredi temini için Çin Halk cumhuriyeti ile yapılan görüşmelerden bir sonuç elde edilememesinden dolayı Çevre Bakanı Veysel EROĞLU basına yaptığı açıklamada Türkeyde’ki 3 bankadan kredi temin edilerek baraj yapımını gerçekleştireceğini belirtmiştir.

Ilısu barajı planlandığı günden bu yana oldukça karmaşık ve sorunlu olması nedeniyle bir türlü hayata geçirilemeyen bu proje konusunda sizinle endişelerimizi paylaşmak isteriz.

 

İnsanlığa ait bir kültürel mirasın ve eko-sistemin zarar görmesi bir yana; sosyal, ekonomik ve uluslar arası politik dengeler bakımından da ciddi sıkıntılara yol açacağı aşikar olan bu projenin altına  Kültürel mirası, çevre ve insana  değer veren bankanızın ekonomik destek vermeyeceğini umuyoruz.

Bu mektubu size göndermemizin gayesi   bu insanlık suçuna ortak olmayacağınız ümidi ve konjüktürel politik ve ticari çıkarlar uğruna insanlığın ortak belleği saydığımız bu benzersiz mirasın yağmasında rol almaya yanaşmayacağı beklentisidir. Aşağıda kısaca anlattığımız hakikatler itirazımızın ve baraj karşıtı muhalefetimizin haklılığına dair  kısa bir özetini teşkil etmektedir.. 

Her şeyden önce 55 yıldan bu yana bu projenin gündemde olduğunu söylemekle başlamak istiyoruz.  Hasankeyf Antik Kenti ve Dicle Vadisi Havzası’nın yok edilmesini öngören, Dicle Nehri üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı ve Hidroelekrik Santralı Projesi’nin etüt çalışmaları 1954 yılında başlayıp 1982 yılında GAP projesi çerçevesinde kabul edilmiştir. Uzun süre tartışma konusu olan proje esas olarak 1996/1997 yıllarıında yatırım programına alınmıştır. Projenin hayata geçirilmesi için 1998 yılında yedi Avrupalı şirket ve üç Türk şirketten oluşan ''birinci'' Ilısu Konsorsiyumu, Türkiye ve Avrupa’dan çok sayıdaki sivil toplum kuruluşları tarafından 1999 ile 2002 arasında yürütülen geniş kampanyalar sonucu dağılmıştır.

Batman, Siirt, Diyarbakır, Mardin ve Şırnak illerini etkileyecek, kültürel miras, çevre/ekoloji ve sosyal yapıda olumsuz etkilere neden olacak olan bu baraj projesi ulusal yasalar ve uluslararası anlaşmalar göz ardı edilerek planlanmış, 2004 yılında 4 Türk (Nurol, Cengiz, Çelikler ve Temelsu Uluslararası) ve 6 Avrupa’lı şirket (Avusturya’dan VA Tech/Andritz, Almanya’dan Züblin ve İsviçre’den Alstom, Stucky, Maggia ve Colencio) tekrar bir araya gelerek ‘ikinci’ Ilısu konsorsiyumunu oluşturmuşlardır. Ancak gerek Avrupa ülkelerinin koyduğu şartlar yerine getirilmediğinden, gerekse de yerel, ulusal ve uluslar arası tepkinin gün geçtikçe artmasından İkinci Konsorsiyum da 6 Temmuz 2009 tarihinde projeden çekildiğini açıklamıştır. Avrupa tarihinde ilk olan bu geri çekilişler Ilısu Barajının yatırımla izah edilebilecek sıradan bir proje olmadığını kanıtlamaktadır.

Dicle Nehrini koca bir göle dönüştürecek olan bu projeye muhalif olmamızın pek çok nedeni vardır. Bunlardan birincisi baraj havzasının uygarlık tarihi açısından son derece önemli bir konuma sahip Mezopotamya bölgesinin bir kısmını suyla yok ederken diğer bir kısmını kurutarak çöle dönüştürecek olmasıdır. İlk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen bu bölge, resmi verilere göre Hasankeyf de dahil toplam 289 arkeolojik sit alanı barındırmaktadır. Bölge, doğru dürüst bir kazı çalışması yapılmadan sulara gömüleceğinden tahmin ettiğimiz veya edemediğimiz zenginlikler gün ışığına çıkarılmadan tamamen yok edilecektir.   Nitekim tartışmaların merkezinde olan Hasankeyf onu yok etmek isteyenlerin iddia ettiği gibi birkaç taş ve mağaradan ibaret değildir. Doğanın tarihle bütünleştiği bu 12000 yıllık antik kent, muhteşem bir açık hava müzesidir. Kurulduğu binlerce yıl öncesinden günümüze kadar kesintisiz mesken edinilmiş, Anadolu/Mezopotamya'da antik ve ortaçağdan büyük oranda ayakta kalan tek kenttir. 

Ilısu Barajı projesinin yaratacağı tek tahribat kültür ve tarihi değerler açısından olmayacaktır. Proje çerçevesinde yapılan tartışmalarda en önemli noktalardan biri, baraj inşası nedeniyle oluşacak olan göç ve sosyal sorunlardır. Hayata geçirilmesi halinde beş ilde toplam 199 köyü ve Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan projeden resmi rakamlara göre 55.000 insan etkilenecektir. Fakat reelde bu sayının 78.000 dolayında olduğu ve baraj yapılması planlanan bölgeyi geçiş güzergahı olarak kullanan yörükler de hesaplanırsa bu barajdan etkilenecek kişi sayısının 100.000’i aşacağı tahmin edilmektedir. Çoğu yerlerinden edilecek veya yaşam kaynakları ellerinden alınacak olan bu insanların önceki ekonomik-sosyal seviyesinin korunması konusunda herhangi bir yasal güvece bulunmamaktadır. Bu büyük göç dalgasının şehirlere yapacağı negatif etki göz ardı edilmektedir. Kentlere göç edecek insanlar çok sayıda sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunla karşı karşıya kalacaktır. Kırsal alanda üretici konumda olanlar göç edince kentlerde tüketici konuma düşeceklerdir. Bununla birlikte kentlerimiz mevcut yapılarıyla bu büyüklükte bir göçü kaldıracak kapasiteye sahip değillerdir.

Başka çok önemli bir mesele de toprağın dağılım sorunudur. Barajdan etkilenecek olan köylerde yapılan alan araştırmaya göre, bu bölgede yaşayan köylülerin % 50’si işlettikleri topraklara sahip olmayıp büyük toprak sahipleri için çalışmaktadırlar. Topraksız köylüler baraj inşası durumunda geçim kaynağını kaybedecek ve yasalarına göre hiç bir tazminat alamayacaklardır. Kentlere hazırlıksız olarak yapılan göçün faturası ağır olacaktır. Kırsal kesimlerde üretimden koparılan insanlar kent merkezlerinde şehir hayatından izole edilmiş biz şekilde yaşamak durumunda bırakılacak, özellikle kadınlar yaşadıkları uyum ve dil sorunundan dolayı sosyal yaşama neredeyse hiç katılamayacaklardır. Bu da beraberinde psikolojik ve sosyolojik sorunları getirecek ve maalesef bundan önce yaşanan kadın intiharları tekrar günde gelebilectir.

Ilısu projesinin gerçekleştirilmesi ekolojik dengeye de büyük zarar verecektir. Son derece zengin bir ekosisteme sahip olan Dicle Vadisi havzası enerji üretimi için farklı alternatifler dururken, ciddi bir araştırma yapılmaksızın bu köhne baraj projesinin sularına kurban edilmek istenmektedir.

Olumsuz etkiler, baraj göllerinin karasal alanları işgal ederek, buralarda yaşayan canlıların yaşam alanlarını yok etmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Akarsu sistemleri, barajlarla büyük durgun su birikintilerine dönüşmekte, akarsuya uyum sağlamış bitki ve hayvan türleri ya ani bir şekilde ya da zaman içerisinde yavaş yavaş azalarak yok olmaktadır. Bu değişim sürecinde çeşitlilik hayvan ve bitki açısından büyük oranda azalmaktadır.

Fakat barajların çevresel etkileri bunlarla sınırlı değildir. Yeraltı suyunun çekilmesi, barajın aşağısında kalan kesimlerdeki nehir yataklarının bozulması ve su akışının istikrarsızlığı gibi nedenlerle nehir adalarının yok olması, sulu tarımın yaygınlaşmasıyla karasal bölgelerde ani habitat ve iklim değişimlerinin ortaya çıkması gibi daha nice olumsuz etkiler sayılabilir. Barajın inşa edilmesiyle meydana gelecek su kalitesindeki düşüş ve nem artışı sonrasında bölgenin alışık olmadığı tropikal hastalıkları yaygınlaştıracak, atık suların aktığı durağan gölün kıyı bölgelerinde ve suyun zaman zaman geri çekilmesi sonucu biyolojik ve kimyasal atıklarla kaplanmış büyük alanlarda çok sayıda tehlikeli hastalık taşıyabilecek böcek türemesine neden olacaktır. Bu tehlikeler, özellikle kirlenen nehirlerden ya da barajlardan su kullanan insanlar ve o civardaki yerleşim yerleri için çok daha bariz birer hayati tehdit unsuru olacaktır.

Ilısu barajının inşa edilmesi ilerde çeşitli politik sorunları da beraberinde getirecektir. Çünkü üzerinde baraj inşa edilmesi planlanan Dicle Nehri uluslar arası bir su kaynağıdır ve Türkiye kadar aşağı akım ülkeleri olan Irak ve Suriye de bu suda hak sahibidir. Bu barajın getirdiği avantajla, Türkiye her an Suriye ve Irak üzerinde politik bir baskı aracına sahip olacaktır. Böylesi bir proje üç ülke arasında ilerde meydana gelebilecek bir “su krizi riskini” ortaya çıkaracaktır. Barajın inşa edilmesi halinde sadece Irak’ın güney bölgesinde 15 milyon insan susuzluk ve kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. 

Bizler  Bankanızın bölgemize yatırım yapmasına karşı değiliz. Ancak dünya çapında alternatif enerji üretimine geçilen çağımızda, gereken teknolojik bilgi mevcutken pek çok dezavantajı olan baraj ve hidro elektrik santral sisteminde ısrar edilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz. Enerji üretiminde barajlara alternatif olan diğer modellere yapılacak yatırım tarafımızdan desteklenecektir.

Ilısu gibi büyük baraj ve hidroelektrik projeleri, iddia edildiği gibi bölgemizde kalkınmaya katkı sunmayacaktır. Çünkü neden olduğu çevresel ve sosyal zararlara karşın bu sistem yenilenebilir niteliğe sahip değildir. Bunun bir nedeni de planlanan baraj gölünün 50-60 yıl içinde büyük oranda yüksek erozyondan dolayı dolması beklentisidir. Kalkınma gerekçesiyle hayata geçirilmek istenen bu proje tamamen politik nedenlerle hayata geçirilmek istenmektedir. Yoksa Hasankeyf ve Dicle Vadisi havzasını geliştirilecek bir doğa ve kültür turizminin sosyal, kültürel ve ekolojik kayıplara neden olacak bir barajdan çok daha faydalı ve bölgenin kalkınmasında etkin olacağını aşikardır. Ilısu projesi bahsedildiği gibi uzun vadeli yeni iş alanları yaratmamakta, bölgedeki ekonomik koşulları daha da güç hale getirmektedir. Nitekim bölge için hayati önem taşıyan binlerce hektarlık verimli alan sulara gömülmekte, hayvancılık yok edilmekte, insanlar üretimden koparılmaktadır.

Kısaca özetlediğimiz bu bilgiler ışığında Ilısu Barajı’nın, bölgemizin ekonomik, sosyal ve kültürel dokusuna vereceği zararı anlattık. 

Birçok açıdan olumsuzluklara yol açacak ve en önemlisi 12 bin yıllık tarihi geçmişi bulunan antik kent Hasankeyf’i yok edecek olan Ilısu barajı projesine karşı başta Türkiye ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere 10 binlerce çevreci, aydın ve sanatçı dayanışma içerisindedir.  Bu dayanışma gittikçe artmakta ve hala baraj karşıtı kampanyalar devam edecektir.

Kanun yapılması mümkün olmayan Ilısu baraj projesinin iptali için Türkiye ve AHİM’de çok sayıda dava açılmıştır.  

Bankanızın kamuoyu tarafından kabul görmeyen bir projeye destek vermesi prestij kaybına yol açacaktır.  

Ilısu barajı projesine destek vermemeniz umudu ile yeni yılınızı kutlar saygılar sunarız. 

 

 

Hasankeyf’i yaşatma Girişimi

31.12.2009