|
ILISU BARAJINI DURDURALIM - HASANKEYF VE DICLE VADiSINI KURTARALIM |

|
Hasankeyfi Yaşatma Girişiminin Internet sitesine hoşgeldiniz... |
|
BASIN ACIKLAMASI |
|
5 Agustosta Hasankeyfte yapilan basin aciklamasi
HASANKEYF INSANLIĞIN ORTAK MİRASIDIR, DİCLE VADİSİ HEPİMİZİNDİR; SAHİP ÇIKALIM!
Bugün Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğanın öncülüğünde Ilısu Barajının temel atma töreni yapılıyor.
Kuşkusuz insanlarımız, ülkemize ve bölgemize yapılan veya yapılacak olan her türlü yatırımı sevinçle karşılayacak ve alkışlayacak bir durumdadırlar. Bölgemizin sosyo-ekonomik durumu ve işsizliğin had safhada olması bizleri yapılacak bir yatırımı öncelikle bu boyutuyla değerlendirmeye götürmektedir. Bu nedenle Ilısu Barajı projesine karşı çıkarken meseleyi her boyutuyla ele alma, değerlendirme, getiri ve götürülerini hesaplama ihtiyacı hissettik.
Zor bir karar olsa da, sonuçta Hasankeyfi Yaşatma Girişimi* olarak bizler Ilısu Barajının yapılmasına karşı çıkmak gerektiği sonucuna vardık. Çünkü temelinin atılması planlanan Ilısu Barajı, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Hasankeyfi ve daha birçok kültürel varlığı sular altında bırakacak, bölgenin ekonomik, ekolojik ve sosyo-kültürel yapısı üzerinde onarılamaz tahribatlara yol açacaktır.
Ilısu Barajı projesi, barajın yapımına dair karar ve tartışma süreçlerine konunun uzmanlarını, ilgili kurumları ve bölge halkını yeterince ve etkin bir şekilde dahil etmemiş, proje alanındaki doğal ve kültürel varlıkların ve bölge halkının uğrayacağı zararlar üzerinde gereken ciddiyetle durmamıştır. Ilısu Barajı Projesi, insan merkezli bir kalkınma anlayışının ürünü değildir. Dünya ölçeğindeki uygulamalar göstermiştir ki insanı, doğayı ve kültürü merkezine almayan hiçbir kalkınma projesi başarılı olamaz. Bu nedenlerledir ki yapılan en ufak bir yatırımı bile sevinçle karşılayan bölge insanımız söz konusu projeye sıcak yaklaşamamaktadır.
İnsan merkezli olmayan kalkınma projelerinin doğaya, insana ve kültürel mirasa verdiği tahribatı biz Türkiye ve bölgedeki diğer örneklerden de bizzat görebiliyoruz. Örneğin yine benzer bir süreç sonucunda, halkın görüşlerine başvurulmadan ve bütün karşıt tepkilere rağmen yapılan Yatağan Termik Santralinin yarattığı çevresel kirlilik ve diğer sorunlarla uğraşıyoruz bugün. Samsat çoktan unutulmaya yüz tuttu, Halfetinin içler acısı durumunu ise ancak üzüntüyle izleyebiliyoruz artık. Oysaki, Hasankeyf için, Allianoi için hala yapabileceğimiz bir şeyler var; hepimizin yapabileceği bir şeyler var.
Çağdaş uygulamalar ve tartışmalar da göstermektedir ki baraj yapımı salt enerji üretimi çerçevesinde tartışılamayacak kadar ciddi ve çok yönlü etkileri olan bir konudur. Ilısu Barajı çerçevesinde bu projenin insani, doğal ve kültürel etkileri, maliyetleri ve getirileri arasında sağlanması gereken çıkar dengesi göz ardı edilmiştir. Projenin teknik detayları 1970li yılların imkanları çerçevesinde kaleme alınmıştır. Oysa günümüzde arzulanan ekonomik kalkınma ya da enerji üretme hedeflerine daha sağlıklı ve ekonomik yaklaşımlarla çözüm bulmak mümkün hale gelmiştir. Bizler böylesine ciddi sakıncalar doğurabilecek bir projenin temeli atılırken eldeki daha farklı alternatiflerin neden değerlendirilmediği sorusunu soruyoruz kendimize Amaç enerji üretmekse bu daha az tahripkar ve ekolojik yöntemlerle de çözümlenebilir.
Bizler insanı ve onun duyarlılıklarını göz ardı eden bir kalkınma anlayışını reddediyoruz. İnsan merkezli bir kalkınma anlayışının politikanın merkezine yerleştirilmesinin ülkemiz ve halkımızın geldiği düzey itibariyle elzem olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenlerle; bugün, plansız ve insan merkezli olmayan baraj projelerine imza atanlar insanlık ve gelecek kuşaklar nezdinde çok büyük bir vebal altına girecek ve bu barajların bölgede birbiriyle yakından ilgili olan kültürel, insani ve ekolojik boyutlardaki tahribatından sorumlu olacaklardır.
Bizler ekonomik ömrü 50-60 yıl olan bir baraj için binlerce yıllık bir tarihin yok edilmemesini, sosyal yapıya ve ekolojik sisteme bu kadar yıkıcı darbeler indirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bu nedenlerle; sayın Başbakandan randevu talep ederek ve kendisini düzenlediğimiz etkinliğe davet ederek hükümeti, kendi yurttaşları, tarih ve gelecek kuşaklar nezdinde sorumlu olmaya; doğa, kültür ve insana karşı yapılacak olan bu tahribata izin vermemeye çağırdık.
Siz değerli basın mensuplarından sorumluluğumuzu paylaşmanızı ve var olan duyarlılığınızı sergilemenizi talep ediyoruz. Sizler ne kadar büyük bir destek verirseniz ve bizi ne kadar çok sahiplenirseniz Hasankeyf o kadar uzun yaşayacaktır. Sizin bize verdiğiniz destekle barajın yapılmaması yönündeki argümanlarımız görünür ve güçlü olacaktır.
Hasankeyfi Yaşatma Girişimi, 05.08.2006
|