|
ILISU BARAJINI DURDURALIM...HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM! |

|
Hasankeyfi Yaşatma Girişiminin internet sitesine hoşgeldiniz! |
|
ÖNERILER |
|
Bayındırlık yatırımları ile tarih ve kültür mirasının korunmasına ilişkin projelerin mutlaka birbiriyle çelişmesi zorunlu değildir. Daha önproje aşamasından başlanarak tarih ve kültür mirasının korunması gözetilir, projeyle ilgili paydaşlar sürece dahil edilirse optimum çözümler bulunabilir.
1. En çok yarar sağlayan çözümler, aynı zamanda çeşitli ilgi, çıkar grupları arasında uzlaşılarak geliştirilen çözümlerdir. Demokratik olma iddiasındaki bir toplumda enerji yatırımlarına ilişkin kararlar içeriği ve önemi ne olursa olsun tepeden inme kararlar olarak alınamaz. 2. Barajın yer seçimi ile ilgili değerlendirmeler kamuoyuna açıklanmalı, üzerinde çalışılan 10 yer seçeneğinden 9unun neden dışlandığı tartışılmalıdır. Görünüşe göre, dışlanan 9 alternatif baraj yeri mevcut arazi yapılarındaki Midyat Kireçtaşlarının karstik boşluklarından su kaçması ihtimali ve bunu engellemek için alınması gereken önlemlerin barajın maliyetini olumsuz olarak etkilemesi gerekçesi ile seçilmemiştir. Ancak, seçilen yer öteki tüm seçeneklere kıyasla daha geniş ve yayvan bir vadi kesitine sahiptir ve bu nedenle baraj gövdesi 1810 m uzunluk, 135 m yükseklik ve 44 milyon m3 hacimli olacaktır. Proje bütçesinin tamamına yakın bir kısmı bu devasa yapının inşası için harcanacaktır, ve bu çok yüksek bir maliyet oranıdır. Böyle devasa bir yapının inşası için yapılması gereken işler (örneğin taş taşıma vb) yapım işinin en kazançlı kalemleridir; dolayısıyla, projenin fizibilitesini olumsuz etkilemesine karşın yüklenici konsorsiyum için çok çekici bir finansal çıkar tablosu oluşturur. Oysa, öteki eksen seçeneklerinde baraj gövdesine harcanacak bedel çok daha az olacak; ama, bu kez su kaçaklarını önlemek için yapılacak harcamalar maliyeti yükseltecektir. Söz konusu on seçenek her türlü olasılık göz önüne alınarak yeniden tartışılmalı; kamuoyu, baraj yerinin belirlenmesinde rol oynayan esas faktörün yüklenici konsorsiyumun değil halkın çıkarları olduğu konusunda ikna edilmelidir. 3. Yine seçilen yerde yapılacak baraj gövdesinin yüksekliği, Hasankeyfin su altında kalmasına neden olmayacak kadar alçaltılırsa bugün 1200 MW kurulu gücü olacağı öngörülen HESin 600 MW kurulu güce yeteceği hesaplanmaktadır. Ancak, bu ölçekte bir küçültme, baraj gövdesinin kesiti bir yamuk biçiminde olduğu için, yüksekliğin azaltılmasıyla gelecek kayıba oranla çok daha fazla bir maliyet azalması sağlayacak ve üretilecek birim enerji başına yapılacak yatırım düşebilecektir. Ilısu Barajı, GAP barajları içinde en pahalı olanıdır. Yük faktörü en düşük enerji santralı burada kurulacak ve bu nedenle, birim enerji başına yapılan yatırım değeri en yüksek olan baraj olacaktır. Bu nedenle, Ilısu Barajının Hasankeyfi yok etmeyecek boyutta yapılmasının ekonomik fizibiliteyi nasıl etkileyeceği kamuoyu önünde tartışılmalıdır. Görünüşe göre, böyle bir değişiklik hem Hasankeyfi kurtaracak ve hem de projenin fizibilitesi iyileşecektir. 4. Hasankeyfin tarihsel değer taşıyan yapılarının bir başka alana taşınması hem bu binaların yapım malzemelerinin özellikleri hem de bu alanda sürdürülmekte olan kazıların ancak 40-50 yıl sonra tamamlanabilecek olması dolayısıyla olanaklı değildir. Taşınma adına yapılacak sınırlı kapsamlı projeler bir kandırmacadan ibaret olacaktır. Taşınma stratejisi tümüyle ve kesin olarak terk edilmelidir. 5. İlgili ve görevlilerin kendi üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyip, çeşitli güçlüklerden şikayet ederek tahribatı seyrettikleri bir işleyişi reddediyor, Hasankeyf Kurtarma kazısı çalışmalarına acil müdahale ve kaynak akışı bekliyoruz. 6. Dış ve iç şirketlerin büyük karlar umdukları bu yatırımı yerel tepkilere rağmen gerçekleştirmek istemelerinin sonucu olarak tümüyle geçersiz, yanlış bilgilerle dolu propaganda kampanyasına sistemli, uzun vadeli bir çalışmayla cevap verilmesi gerekmektedir. Duygusal çıkışlar bölge insanının tepkisinin doğal bir yansıması olsa da, bunların ötesine geçilip yok etme-taşıma modeline alternatif modellerin raporlara dayanılarak yurt içinde ve yurt dışında tanıtılması ve bir karşı kampanyanın örgütlenmesi zorunludur. Sempozyumumuz, genç, toplumsal sorumluluk sahibi uzmanlara dayanan bu tür bir görevi üstlenecek bir potansiyelin olduğunu göstermiştir. 7. Acilen Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna bir değerlendirme başvurusu yapılacak, konu Ankaradaki üst düzey yetkililere ve bölge milletvekillerine iletilerek Hasankeyfin TBMM gündemine taşınması yolunda çalışmalara başlanacaktır. 8. Hasankeyf yalnızca bölgesel ve ülkesel değil, evrensel bir miras olduğu için ve Türkiyenin altına imza attığı uluslararası anlaşmalara uyma zorunluluğu olduğu için Hasankeyfi koruma mücadelesi UNESCO, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve Avrupa Tarihi Miras Koruma Örgütleri Federasyonu (EUROPA-NOSTRA)nun gündemine taşınacaktır. 9. Hasankeyf tarihi öneminin de ötesinde, Güneydoğu Anadoluda kültürel mirasın korunması alanında bir sembol haline gelmiştir. Karşılıklı anlayış, barış ikliminin geliştirilmesi, farklı etnik, dinsel ve kültürel gruplar arasında karşılıklı güvenin sağlanıp pekiştirilmesi açısından da sembolik bir değere sahip olacaktır. 10. Hasankeyf ve bölgenin gerek kültür turizmine, gerekse daha geniş çaplı bilimsel ve arkeolojik araştırmalara nasıl açılacağı, buradan nasıl daha fazla bilgi üretilebileceği ve bu bilginin nasıl her anlamda bu bölgeye geri dönüşünün olacağı hakkındaki sağlıklı tartışmalar, ancak sürekli ertelenen ve bölgedeki hayatı sürüncemede bırakan Ilısu Barajı projesi hakkında nihai ve olumsuz bir karar alındıktan sonra mümkün olacaktır. |