ILISU BARAJINI DURDURALIM...HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM!

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin internet sitesine hoşgeldiniz!

“Hasankeyf’i taşıma, yarına taşı“ sempozyumun sonuç bildirgesi

2–5 Ekim 2008 tarihleri arasında 5. Batman Hasankeyf Kültür-Sanat festivali kapsamında “Hasankeyf’i Taşıma Yarına Taşı” konulu sempozyumda katılımcılar, özelde Hasankeyf genel anlamda ise ülkemizde yaşanan doğal ve kültürel değerlerimizi yok eden barajlarla ile ilgili bazı konulara dikkat çekilmiştir.

 

Öncelikle Anayasamızın 63. maddesinde yer alan “ DEVLET TARİH KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARININ VE DEĞERLERİNİN KORUNMASINI SAĞLAR, BU AMAÇLA DESTEKLEYİCİ VE TEŞVİK EDİCİ TEDBİRLER ALIR. ” hükmünün tam anlamıyla ve etkin olarak benimsenmesi ve koşulsuz uygulanmasını istiyoruz. Anayasa uyarınca Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu barajının temelini atmanın Anayasal suç sayılacağı gibi, bu gün ülkemizin diğer bölgelerinde yapılması planlanan veya inşaatı devam eden doğal ve kültürel değerlerimizi sular altında bırakacak baraj inşaatlarına göz yummakta anayasal bir suç teşkil etmektedir.

 

Yetkilileri, Türkiye’nin imzalamış olduğu ve isimleri aşağıda sıralanan uluslar arası sözleşmelere uyulması konusunda göreve çağırıyoruz;

 

Avrupa Kültür anlaşması’na 1957 yılında ( Paris sözleşmesi 1954)

Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına dair sözleşmesine 1983 yılında (Granada sözleşmesi 1972 )

Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını koruma sözleşmesi’ne 1984 yılında (Bern sözleşmesi 1979 )

Ramsar Sözleşmesi’ne 1994 yılında ( Sulak alanların korunmasına yönelik 1971 )

Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne 2000 ( Malta/Valetta sözleşmesi 1992 ) 

Avrupa Birliği Çevre Ajansı sözleşmesi’ne 2000 yılın’da

Avrupa Peysaj sözleşmesi 2003 yılın’da ( 2000 )

 

Hükümetin barajları alternatifsiz kalkınma projesi olarak sunması tamamen göz boyamadan ibarettir. Daha önce bölgemizde inşaa edilmiş barajlardan bir kalkınmanın sağlanmadığı ortadadır. Yortanlı (Allianoi), Ilısu (Hasankeyf), Munzur nehri üzerinde, Yusufeli, Fırtına Vadisi’ndeki ve başka baraj projelerinin uzun vadeli sosyal, ekonomik, kültürel ve ekolojik verimliliği tartışılmaya açılmalı ve bölgesel kalkınmayı amaçlayan alternatif projeler ele alınmalıdır.

 

Baraj inşaatlarının sağlayabileceği geçici iş bulma imkânları ile bu nedenle yapılacak kamulaştırmalar sonucunda ödenecek paralar, yapay ve kısa vadeli umutlardır.  Unutulmamalıdır ki yerinden yurdundan koparılıp “göç”e zorlanan İNSANLAR geleceğin işsizleri ve yoksulu olmaya mahkûmdurlar. Asıl kalkınma yaşayan insanları göç ettirerek değil yerinde desteklemekle mümkündür.

 

Kültürel mirasın korunmasının yanı sıra o kültürden gelen ve o yörede yaşayan halkın kimlik ve kültürünün tanınması ve korunması hakkı da savunulmalıdır.

 

Görmezden gelinmemelidir ki; yeterli araştırma yapılmadan ve tüm boyutları tartışılmadan inşa edilecek/edilen barajlar ANADOLU ve Kuzey MEZOPOTAMYA geçmişin değerlerini yok etmekle kalmayacak ekolojik felâkete neden olacaktır. Oysa bu toprağın, insanlara sunduğu binbir çeşit zenginlik ve varlık, yeterli ve sürekli geçim kaynağıdır. Kaynakların korunması, üretimi teşvik edilmelidir.

 

Barajların sorun yarattığı alanlar, kültürel mirasın yanı sıra çevre ve ekolojik değerleriyle de üstün niteliklere sahiptir. Bu alanların su altında kalması doğa bilim açısından da kabul edilemez bir durumdur.

 

Kültürel miras yenilenemez bir kaynaktır. Bu kaynağın yeterince değerlendirilmesi ve üstün kamu yararı düşünülerek kullanılması için alanın tam ve bilimsel bir kültür envanteri en kısa sürede hazırlanmalıdır.

 

Hasankeyf tarihi öneminin de ötesinde bütün dünya için kültürel mirasın korunması alanında bir sembol haline gelmiştir. Karşılıklı anlayış, barış ikliminin geliştirilmesi, farklı etnik, dinsel ve kültürel gruplar arasında karşılıklı güvenin sağlanıp pekiştirilmesi açısından da sembolik bir değere sahip olacaktır.

 

Başlatılmış olan hukukî süreç kararlılıkla takip edilecektir. Kültürel mirasın korunmasıyla ilgili yasaların uygulanması gereklidir.

 

Baraj projesinin gerçekleşmesini kredi teminatlarla sağlayacak Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri ve krediyi veren bankalar (Akbank, Garantibank, UniCredit/Italya, Societe Generale/Fransa ve DekaBank/Almanya) ve diğer şirketler, Türkiye’deki siyasi sorumlu ve uygulayıcılar ve Ilısu şirketleriyle oluşacak her türlü olumsuz etkilerden eşit sorumluluğa sahiptirler.

 

Yukarıda saydığımız maddeler ışığında yurttaş bilincinin geliştirilmesi ve sivil itaatsizlik eylemlerine hız verilecektir. Ve bu eylemler özellikle maddi kaynak sağlayan ülkeler başta olmak üzere büyüyerek gerçekleşecektir.

 

 

BATMAN HASANKEYFİ YAŞATMA GİRİŞİMİ      

 

 

www.hasankeyfgirisimi.com

www.allianoi.org

www.munzurkurulu.com