ILISU BARAJINI DURDURALIM...HASANKEYF VE DİCLE VADİSİNİ KURTARALIM!

Hasankeyf‘i Yaşatma Girişimi‘nin internet sitesine hoşgeldiniz!

İstanbul’da 5 bin kişi baraj ve HES’lere karşı yürüdü (25.04.2010)

25 Nisan‘da beş baraj ve HES mağduru hareket (EGEÇEP - Allianoi Girişimi, Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi, Karadeniz İsyandadır Platformu, Cide - Loç Vadisi Koruma Platformu, Munzur Koruma Kurulu) Istanbul‘da 5 bin kişinin katılımıyla yıkıcı baraj ve HES‘lere karşı yürüdü. Aşağıda mitingin haberi, mitingin çağrısı ve fotoğrafları bulunmaktadır!

 

 

—————————-

 

ANF, 25 Nisan 2010

 

Kadıköy'de 'nükleer enerjiye' tepki

 

İSTANBUL - Çernobil felaketinin 24’üncü yıldönümünde binlerce kişi Kadıköy’de, “Yaşamı yok eden enerjileri durdurmak için geliyoruz” dedi. Karadeniz’den, Dersim’den, Hasankeyf’ten, Allianoi’den, Loç Vadisi’nden, Çukurova’dan, Yuvarlakçay’dan gelen binlerce kişi Kadıköy’de yaşamı yok eden enerjilere karşı seslerini yükseltti.

Tepe Nautilus önünde buluşan kalabalık; tulumlarıyla, yöresel kıyafetleriyle, renkleriyle, bisikletleriyle İskele Meydanı’na yürüdü.

EGEÇEP-Allianoi Girişimi, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Cide-Loç Vadisi Koruma Platformu, Karadeniz İsyandadır Platformu, Munzur Koruma Kurulu’nun (DEDEF) çağrısıyla düzenlenen mitinge; doğası katledilmek istenen, yaşamı yok eden planların, projelerin hedefindeki bölgelerden gelen binlerce kişi, kendi renkleriyle katıldı.

Munzurlular “Dersim’in ışkınıyız” derken, Loç Vadisi’nden gelenler sarı yazmalarıyla, Karadenizliler “isyandayız, artık yeter” dedi.

Kurumlar adına ortak açıklamayı yapan Munzur Koruma Kurulu’ndan Hasan Şen, geçtiğimiz günlerde kansere yenik düşen, çevre sorunlarına duyarlılığıyla bilinen Moğollar’ın davulcusu Ergin Yörükoğlu’nu andı.

Şen, hükümetlerin Çernobil’den ders almak yerine, hayatı yok eden enerjilerde ısrar ettiklerine ve hemen her bölgede termik santraller kurduklarına dikkat çekti.

“Termik santrallerin olduğu bölgelerdeki akciğer kanseri vakaları, diğer bölgelerin 4-5 katına çıktı” diyen Şen, hükümetlerin hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettiklerini vurguladı.

Şen konuşmasında şu hususlara dikkat çekti: “Özellikle son 10 yılda HES ve baraj yapımına hız verildi. Ekonomik ömrü en fazla 40-50 yıl olan barajların inşası için binlerce yıllık Hasankeyf ve Allianoi gözden çıkarıldı. Hükümet Fırat ve Dicle nehirlerinden başlayarak ülkemizdeki tüm havzaların kontrolünü AB’ye devretmeyi hedeflemekte. Farklılıklarımızla, benzerliklerimizle geldik. Hepimizin derdi, acısı bir. Ey şirketler, size sesleniyoruz. Yuvarlakçay’daki gibi çadırlarımızla, Senoz’daki gibi baltamızla, sarı yazmamızla, taşımızla, ateşimizle, aklımıza, yüreğimizle buradayız. Yaşamımızın, toprağımızın, suyumuzun, tarihimizin, kültürümüzün kapitalizmin kıskacına girmesine izin vermeyeceğiz, direneceğiz.”

Mitingde diğer çağrıcı çevre örgütlerin sözcüleri de birer konuşma yaptı. İlkay Akaya ve Grup Marsis’in müzik dinletisiyle miting sona erdi.

 

——————————

 

25 NİSAN KADIKÖY MİTİNGİNE ÇAĞRI

 

ÇERNOBİL'İN 24. YILINDA

 

Yaşamı yok edecek enerjilere izin vermemek için

25 Nisan'da Kadıköy'de buluşuyoruz...

 

ÇERNOBİL  felaketinin, başta Karadeniz kıyıları olmak üzere Türkiye'yi radyasyon yağmuruyla kirletmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Zamanın yöneticileri hiçbir önlem almadığı gibi  radyasyonlu çayları insanlara içirdiler, radyasyonlu fındıkları halkımıza dağıttılar. Bugün, Karadeniz'in her evinde, insanlar yakınlarını kanserden kaybediyorlar.  Yetmezmiş gibi şimdi de nükleer santral belası için seçtikleri yerlerden biri Çernobil kurbanı Karadeniz'in Sinop kenti.  Hükümetin nükleere karşı 40 yıldır direnen Mersin Akkuyu için planladığı dört nükleer reaktör projesi de sürüyor. Bugün Türkiye'yi nükleer karanlığa mahkum etmek isteyenlere karşı sesimizi her zamankinden daha yüksek çıkartmak zorundayız. Akkuyu'da, Sinop'ta,  dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz.

Akkuyu ve Sinop Çernobil olmasın demek için Kadıköy meydanındayız.

 

Karadeniz'in el değmemiş vadileri, Ege ve Akdeniz'in dere ve çayları, Türkiye'nin her yerindeki akarsular, doğayı yok etme pahasına kâr peşinde koşanların saldırısı altında. Gözü dönmüş şirketler sularımızın kullanım hakkını almak için var olan her derenin, her akarsuyun üzerine bir hidroelektrik santral kurmak, kârlı buldukları her yerde toprakları ve yerleşim yerlerini baraj sularının altında bırakmak istiyorlar.

Çoruh’tan Senoz Vadisi’ne, Yuvarlakçay’dan Fındıklı'ya, Görele'den Alakır'a kadar Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de derelerinin kurutulmasına, vadilerin yok edilmesine, HES inşaatları için ağaçların kesilip ormanların tahrip edilmesine karşı yöre insanları direniyor.

Doğayı yok eden HES'lere karşı hareketlerimizi büyütmek için 25 Nisan'da Kadıköy’ deyiz.

 Barajlar sadece akarsuları ortadan kaldırıp vadileri yok etmekle kalmıyor, insanları yerinden yurdundan ediyor ve tarihi mirası sulara gömüp ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda milli park olan MUNZUR vadisini yok edecek sekiz baraj projesi Dersim halkının yıllardır süren mücadelesine rağmen devam ediyor. Yüzyılların mirası Küre Dağları Milli Parkı içinde akan Devrekani Çayı üzerine altı adet baraj projesi monte edilmeye çalışılıyor ve dünyanın ikinci büyük kanyonu olan Valla Kanyonu da HES'lerle tehdit ediliyor. ALLİANOİ'yi kurtarmak için yapılan girişimler dikkate alınmıyor ve Bergama'da yapılan Yortanlı barajı Allianoi antik kentini sular altında bırakmak için gün sayıyor. Tarihin en önemli tanıklarından HASANKEYF antik kentini sonsuza kadar baraj sularına gömecek olan Ilısu barajı bütün dünyaya mal olan dirençli mücadelelere rağmen sürdürülüyor.

 

Munzur ve Devrekani özgür aksın, Hasankeyf ve Allianoi yaşasın demek için 25 Nisan'da Kadıköy’ deyiz.

 

Termik santraller sadece iklim değişikliğini geri dönüşsüz noktaya yaklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bacasından çıkan zehirli dumanlarla çevresinde yaşayan insanlarda ciddi hastalıklara yol açıyor, ormanları ve tarım alanlarını tahrip ediyor. Buna rağmen hükümet 50'yi aşkın yeni kömürlü termik santral projesiyle Gerze'den Bartın, Erzin, Yalova, Çanakkale'ye kadar Türkiye'nin her yerinde hem halkın sağlığını, hem doğayı, hem de yeryüzünün geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor. Doğaya ve yaşama sahip çıkmak için kömüre hayır diyoruz.

Termik santrallere karşı çıkmak, iklim değişikliğini durdurmak için 25 Nisan’da Kadıköy'deyiz.

 

Yaşama kasteden projeler enerji yatırımlarıyla da sınırlı değil. Bergama, Eşme, Havran, Ulukışla gibi yerlerde altın madenleri, İstanbul'da üçüncü köprü, yeni otoyollar, taşocakları, çimento fabrikaları, golf sahaları gibi ormanlara, sulak alanlara, tarım alanlarına ve insan yerleşimlerine zarar veren, kentsel dönüşüm adı altında insanları yaşadıkları yerden koparan bütün yanlış projelere karşı Türkiye'nin her yerinde protestolar ve kampanyalar yükseliyor.       

Hepimiz 25 Nisan’da Sinop’ta,  Mersin’de ve Kadıköy’de  meydanlarda buluşuyoruz.

 

Tüm doğayı ve yaşamı savunanları 25 Nisan'da Kadıköy meydanına davet ediyoruz.

 

 

*** EGEÇEP - Allianoi Girişimi
*** Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi
*** Karadeniz İsyandadır Platformu
*** Cide - Loç Vadisi Koruma Platformu
*** Munzur Koruma Kurulu ( DEDEF )